Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli ogedir. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesini koruması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri atmak, vücudun ısı dengesini korumak için İdrarla 1500, deri yoluyla 500, dışkı ve solunum ile 300'er ml su kaybedilmektedir.

Vücut kaybettiği suyu geri kazanmak zorundadır. İnsan vücudunda ki karbonhidratların tümünü proteinlerin yarısını yitirirse yaşam tehlikeye girer. Vücutta ki su oranının yeterli düzeyde tutulması yaşamsal önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarda su alınması zorunludur. İdeal vücut su oranları; metebolizmayı tetikler, hücrelerin kendini yenilemesini sağlar, yaşlanmaya karşı etki gösterir. Kanın alışkanlığını sağlar, böylelikle kalp ve damarların yükünü azaltır. Omurga dahil bütün organlar bundan faydalanır, su oranının bel fıtığına karşı bile büyük katkısı vardır. Ayrıca cildin genç kalmasını da sağlar. İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu kaplar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. Yapılan egzersize göre su içimi arttırılmalıdır. Sporcu iseniz günlük su ihtiyacınızın iki katını almanız gerekir.

Günde 2 litre su içiyor iseniz spordan sonra 3 litre içmeniz su ihtiyacınızı giderecektir. Bu oranı spordan önce spor esnasında ve spordan sonra olmak üzere içebilirsiniz. Böbrekler görevini yerine getirebilmesi ve dolayısıyla vücutta ki yağı akımının dengeli olabilmesi için bol su tüketilmelidir. Çünkü karaciğerin görevini yapabilmesi , böbreklerin yeterli çalışabilmesine bağlıdır. Karaciğerin başlıca görevlerinden biri, vücutta depolanmış yağları vücudun kullanabileceği enerjiye çevirmektir. Yeterince su içilmediği taktirde böbrekler yeterince çalışmaz. Karaciğerde böbreklerin görevini üstlenmeye başlar. Yakılamayan yağlar vücutta birikmeye başlar, kilo kaybı yerine kilo alımı meydana gelir.

Suyun zayıflama üzerindeki etkisi göz ardı edilmemelidir. Tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet değil keyif vermelidir. Suyun tadına varın, su içmenin faydalarını düşünerek keyfini çıkarın.

Makeleyi Sosyal Platformlarda Paylaş