29/03/2017

su yok gelecek yok

Dünyada mevcut suyun yüzde 3’ü tatlı sudur. Tatlı suyun yüzde 75’i kutuplarda buzul halinde ve önemli bir bölümü ise yeraltında bulunmaktadır. Yüzde 3 olan tatlı suyun ancak yüzde 1’i içilebilir niteliktedir. Halen gelişmekte olan ülkelerde 1.4 milyar insan temiz içme suyuna sahip değildir.

Özellikle hızla büyüyen kentlerde yaşayanlar da dahil olmak üzere 2,7 milyar insanın atıksuları hiçbir işlem görmeden doğaya verilmektedir. Bu durum, su kaynakları üzerindeki çeşitli olumsuz baskıların giderek artmasına ve mevcut kaynakların kirletilerek kullanılamaz hale gelmesine yol açmaktadır. Su kaynaklarının kirletilmesi, sularda gerçekleşen biyokimyasal olaylara bağlı olarak su kalitesini bozmakta, başta içme suyu temini olmak üzere muhtelif gayeler için kullanımını mümkün kılmamaktadır.

Ülkemizin su varlığını değerlendirmeden önce su fakirliği ve su zenginliği sınıflandırmasının üzerinde durmak faydalı olacaktır;

Su fakirliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten daha azdır.,

Su azlığı: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2000 metreküpten daha azdır.

Su zenginliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 4000-10.000 metreküpten daha fazladır.

Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1519 metreküp/yıl civarındadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından 2030 yılında Türkiye nüfusunun 100 milyon olacağı ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1120 metreküp/yıl olacağı hesaplanmıştır. Türkiye’de mevcut 112 milyar metreküp kullanılabilir su kaynağından halen yararlanma oranı yüzde 39 civarı olup, 32 milyar metreküpü sulamada, 7 milyar metreküpü içme ve kullanmada, 5 milyar metreküpü de sanayide kullanılmaktadır. Bu durumda ülkemiz su kaynaklarının yüzde 73’ü sulama, yüzde 11’i sanayi, yüzde 16’sı kentsel tüketim için kullanılmakta iken bu oran Avrupa’da yüzde 33, yüzde 51 ve yüzde 16’dır.

Su tüketiminin yüzde 73’ünün gerçekleştiği tarım sektöründe tasarruf gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Suyun bitkiye veriliş biçimine göre sulama yöntemleri iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar yüzey sulama ve basınçlı sulamadır. Salma, tava ve karık sulama olarak da tanımlanan yüzey sulama yöntemi çok su tüketimi yanında erozyona neden olmaktadır. Basınçlı sulama sistemleri arasında damlama ve yağmurlama sulama yer almaktadır. Tüm dünyada ve ülkemizde halen en fazla kullanılan yöntem, suyun çok fazla kullanılmasını gerektiren yüzey sulama yöntemidir. Yüzey sulama yönteminde kullanılan suyun yaklaşık yüzde 50’si boşa gitmektedir. Su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama yönteminin ülkemizde yaygınlaştırılması teşvik edilmesine rağmen gelişme beklenen seviyede değildir. Mevcut büyüme hızı ve su tüketim alışkanlıkları gibi sebepler, halihazırda su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Gerekli tedbir alınmadığı takdirde artan su ihtiyacı ve iklim değişikliği dikkate alındığında sorunların giderek artacağı kesindir. Bu nedenle su kaynaklarının korunmasına, suyun iktisatlı kullanılmasına ve yağmur suları ile bilhassa arıtılmış atıksuların yeniden kullanılmasına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ülkemizde yağmur sularının depolanarak kullanılması ve arıtılmış atıksuların yeniden kullanımı, kalkınmış ülkelerle mukayese edilmeyecek kadar düşüktür.

Sayıları 250 civarında olan ve birçoğu da inşaat aşamasında bulunan atıksu arıtma tesislerinde, arıtılan atıksuların büyük bir kısmı denizlere ve akarsulara kullanılmadan verilmektedir. Ayrıca ülkemizde, konutlarda oluşan ve gri su diye tanımlanan suların yeniden kullanımı yeterli seviyede değildir. Bu nedenle ekosistemlere duyarlı yapılar olarak tariflenen yeşil binalar inşa edilmelidir. Kalkınmış ülkelerde arıtılmış atıksular, yeraltı sularının beslenmesinde, evlerde tuvalet rezervuarlarında ve tarım ile bahçe sulamalarında kullanılmaktadır. Şehirlerimizdeki bir diğer önemli sorun da içme suyu şebekelerinde meydana gelen kayıp ve kaçaklardır. Kayıp ve kaçak oranı ülkemizde yüzde 25 ile yüzde 75 arasında değişmektedir.

Suyun önemi 2002 yılında Johannesburg’ta düzenlenen II. Dünya Çevre Zirvesi’nde ise “Su Yok Gelecek Yok ” sloganı ile tam olarak vurgulanmıştır.

Makeleyi Sosyal Platformlarda Paylaş