Arsenik (As): Doğal suda ender bulunan arsenik minerallerin çözülmesinden, endüstriyel atıklardan ve böcek öldürücü ilaç uygulamalarında

kullanılan karışımların suya karışmasından ileri gelir. Her ne kadar

0.05 mg./lt. konsantrasyonun sağlık üzerinde olumsuz etkisi olmasa da,

bu suları içen kişilerin saç tellerinde yapılan incelemelerde arsenik tespit

edilmiştir. Suya deprem sonucunda, döküm ve fırınlardan, cam üretiminden,

elektronik alet üretiminden ya da tarım ilacı uygulaması yapılan

meyve bahçelerinden bulaşabilir.

Arsenik akut etkisi göstermeyen, fakat çok küçük dozlarda zamanla vücutta

birikerek tahribat yapan ağır metallerdendir. Kronik olarak ilerleyen bu

süreç istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Yüksek dozda arsenik tespit edilen

insanların tenlerinde yaralara rastlanmıştır. Bunun dışında deri, akciğer, idrar

torbası ve böbrek kanserine neden olduğu bilinmektedir. Genel olarak deri

sorunlarına ve sinir sistemi zehirlenmelerine neden olur. Bu nedenle WHO,

EPA, TSE, Avrupa Birliği ve Sağlık Bakanlığı gibi kuruluşlar, insani amaçlı

tüketme sularında bulunması gereken arsenik miktarını 0.01 mg./lt. maksimum

limit olarak belirlemişlerdir.

Arseniğin çevreye başlıca yayılma ve taşınma yolu sulardır. Su aracılığıyla

ekolojik sisteme dağılan arsenik canlı yapılarda birikmektedir. Genel nü-

fusta toplam günlük arsenik alımı 0.200 mg./kg.’dır. Endüstriyel atıkların

arıtılmadan çevreye bırakılması insan sağlığı açısından önemli sorunlara

yol açmaktadır. Kalküta’da bakır asetoarsenit üreten bir fabrikanın

yakınında yaşayan 17 ailenin 53 üyesinde (% 67), arsenikle kirlenmiş suyun

kullanılmasına bağlı olarak kronik arsenik zehirlenmesi ortaya çıkmış, yapılan

ölçümlerde yüzeysel kuyu sularındaki arsenik düzeyinin 5-58 mg./lt. (ppm)

arasında olduğu saptanmıştır.

Makeleyi Sosyal Platformlarda Paylaş