Artan nüfus, şehirleşme, konfor şartları, çevre koşulları vb. sebeplerden dolayı artik su ve insan arasındaki bu ilişkiyi ve iletişimi canlandırmanın, taze ve güçlü kılmanın zamanı gelmiştir; ancak bu ne tek başına kanunlarla, ne tek başına ihtiyaç kuramlarıyla çözülebilecek bir konu değildir.

İnsan ve su arasındaki bu ilişkiyi düzeltmenin yolu sevgi, muhabbet ve eğitimden geçmektedir. Önceleri olduğu gibi sevgi, muhabbet, eğitim ile tanış olarak ancak bu ilişkinin seviyesini yükseltebileceğimizi düşünüyorum. Yeniden deyip, bir kez daha deyip daha çok sevmeliyiz su’yumuzu, çevremizi, doğayı, tüm canlı ve cansızları. Bu güne kadar 1 gramı dahi üretilemeyen bir nimettir su. Ne içersek içelim suyun yerini hiçbir şey tutmaz. Suyla iletişimi güçlendirmek için suyu iyi tanımakla başlamalıyız. İnsan ilgilendikçe bilgilenir, bilgilendikçe ilgilenir. Bilgi hayattır, insanların hayatlarını şekillendirir. Suyla olan ilişkimizi canlandırmaya, yeniden yapılandırmaya ve yeniden inşa etmeye aramızdaki buzları eriterek, onu tanıyarak başlamalıyız.

Nasıl ki insanlarla olan ilişkilerimizde, görüşmelerimizde buz kırıcı olarak çayı kullanırız, ilk önce hoş geldin der, sonra sıcacık, kıpkırmızı çay ile konuklarımızın içini ısıtırız. Bu yönüyle su’dan yapılan çay içleri ısıtan, buzları kıran yapısıyla vazgeçilmezdir. Aynen öyle bizde su’yayeniden hoş geldin demeli, onu bilmeye gayret etmeli, ilişkilerimizi yeniden konumlandırmaya çalışmalıyız. Gençlerimize, çocuklarımıza ve tüm insanlığa su’yu iyi tanıtmalıyız, sevdirmeliyiz. Büyükler olarak bizler hareketlerimizle küçüklerimize rol model olmalıyız. Ecdadımızın suyla mükemmel bir iletişimi vardı. Onu sever, sayar, aziz bilir, hatta elini başına koyar, hürmeten oturarak içerdi. İstanbul Su Kültüründe iki özellik ön plana çıkmıştır. Birincisi su asla israf edilmez, diğeri de su kimseden esirgenmezdi.

Su ile ilişkimizin boyutu bir ölçüde kendimizle, yakınlarımızla, ailemizle, iş arkadaşlarımızla ve dünya ile belirleniyor. İnsan bildiğine dost, bilmediğine düşmandır derler. Dolayısıyla bizde su’yu bilmek için ona biraz daha yakından bakmalı, içine sızmalı, bu konuda ki Yüce Yaratıcımızın, peygamberimizin, büyüklerimizin, şairlerimizin söylediklerine kulak kesilmeliyiz. Su ile aramızdan su sızmaması için boşlukları kapatmalı, sızdırmazlık elemanlarımızı yenilemeliyiz.

Makeleyi Sosyal Platformlarda Paylaş