Suyun Önemi

Suyun önemi

Hava, su, ısı, ışık ve besin maddeleri canlıların yaşaması için gerekli temel unsurlardır. Bu unsurların başında oksijen ve su gelmektedir. Canlı organizmayı oluşturan hücrelerin yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için suya gereksinimleri vardır. Su yaşam için en zorunlu maddelerden birisidir. Susuzluğa dayanmak oldukça zordur. İnsan gıda almadan yalnız su içerek yaklaşık 5 hafta hayatını sürdürebildiği, halde susuzluğa ancak 7-12 gün dayanır. Henüz hayatın başlangıcında olan üç aylık bir fötusun %95'i sudur. İnsan organizmasının %62-67'si, hayvan organizmasının %60- 70'i sudan ibarettir. İnsan organizmasındaki suyun 2/3'ü hücre içerisinde, geriye kalan kısmı ise dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Kimyasal formülü H2O'dur, ağırlıkça %11,1 Hidrojen ve %88,9 Oksijenden meydana gelir. Su molekülünde iki hidrojen atomunun aynı tarafta bulunması pozitif yüklü olmasına neden olur, oksijen atomu da negatif yüklüdür. Periyodik cetvelde oksijene benzer diğer maddelerin dihidrürlerinden farklıdır. Atmosferik basınç ve oda sıcaklığında (25°C) daha ağır moleküller (H2S, H2Se ) gaz halindeyken, H2O sıvı halde bulunur. 100°C'ye çıkarıldığında gazlaşır. Su daha yoğundur, dielektrik sabiti ve yüzey gerilimi yüksektir. Donma noktası ise düşük olup, donduğunda daha az yoğun haldedir. Saf su renksiz, kokusuz ve tatsız bir sıvıdır, 0°C'de donarak katı faza geçer.

Su hijyeni, yalnız içme için kullanılan suyun nitelikleri ile meşgul olmaz. Aynı zamanda yıkama, mutfak ve ev işlerinde kullanılacak suların niteliklerinin tespiti, su kirlenmesinin önlenmesi ve suların dezenfeksiyonu işleri ile de ilgilidir. Toplumun içme ve kullanma (Yemek yapma, temizlik ve benzeri) gereksinimleri için kullandığı şehir şebekeleri, kuyu, çeşme ve gene aynı amaçlarla kullanmak üzere teknik metotlarla tasfiye edilmiş dere, nehir ve göl suları içilebilir su olarak tanımlanır. İçme ve çeşitli maksatlarla kullanılan ve insan sağlığı ile çok yakından ilişkisi olan ve kısaca içme, kullanma suyu adı verilen suyun hepsi "ALİMENTASYON SUYU" olarak adlandırılır. Bu suyun miktarı kent ve köylerin nüfusuna, bağlı olarak günde insan başına en az 150 litre olarak hesap edilir.

Su gereksinimi      

İnsan organizmasının %60-70'i sudur. Bu suyun 2/3'ü hücreler içerisinde geriye kalan kısmı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Proteinlerden zengin gıdaların bol olarak yenilmesi halinde de proteinlerin parçalanma ürünü olan üre idrarla atıldığından idrar miktarı çoğalmakta ve bu yoldan su kaybı artınca, suya duyulan gereksinim de yükselmektedir. İnsan fizyolojik gereksinimi olan suyu her gün muntazam olarak karşılamak zorundadır. Bunun yaklaşık %50'sini içeceklerden, %35'ini yiyeceklerden ve %15'ini de oksidasyon suyu olarak vücuttaki gıdaların yakılmasından sağlar.

Genellikle su gereksinimi günlük 2500-3000 kaloriye karşılık her bir kalori için 1 lt hesabı ile 2. 5-3 litre olarak hesaplanır. YaÅŸama payı  su gereksinimi için daha yaklaşık bir deÄŸer elde etmek için aÅŸağıda verilen yüzölçümü ve kalori gereksinimi formülü kullanılır. Bunun için önce atılan en az su miktarını bilmek gerekir.

Erişkin bir insanın günlük minimum su kaybı

Kaynak

Su ml

İdrar

400 Y

Dışkı

 30 Y

Bazal ekstra renal

250 Y

Egzersiz

1,73 x 0.4 P

 

 

Su gereksinimi , ml = (400 +30 + 250)Y + 1,73 x 0,4 P

Y= Vücut yüzölçümü m²           

P = Bazal enerji gereksiniminden fazla alınan enerji

Yüzölçümü m²  = 0,12 A(.66)   

Enerji = 70 A(.75)

70 kilogram ağırlığında bir insan günde 3000 K. kal metabolik enerji tüketiyorsa günlük su gereksinimi:

                        Su gereksinimi , ml = (400 +30 + 250) 0,12x70 (.66) + 1,73 x 0,40 (3000-70x70(.75) )

                               = 1346 +904  =2250 ml               

Proteinlerden zengin gıdaların bol olarak yenilmesi halinde de proteinlerin parçalanma ürünü olan üre idrarla atıldığından idrar miktarı çoğalmakta ve bu yoldan su kaybı artınca , suya duyulan gereksinim de yükselmektedir. İnsan fizyolojik gereksinimi olan suyu her gün muntazam olarak karşılamak zorundadır. Bunun yaklaşık %50'sini içeceklerden, %35'ini yiyeceklerden ve %15'ini de oksidasyon suyu olarak vücuttaki gıdaların yakılmasından sağlar.

Tablo .Günlük sıvı gereksinimi

YaÅŸ

Ağırlık(kg)

Total sıvı (ml)

ml/kg/24 saat

 3 gün

3.0

250- 300

80-100

3 gün

5.4

750- 850

140-160

1 yaÅŸ

9.5

1150-1300

120-135

 2 yaÅŸ

11.8

1350-1500

115-125

 4 yaÅŸ

16.2

1600-1800

100-110

 6 yaÅŸ

20.0

1800-2000

90-100

10 yaÅŸ

28.7

2000-2500

70- 50

14 yaÅŸ

45.0

2200-2700

50- 60

Suyun organizmadaki fonksiyonları

              a) Yapı maddesi :

                        Kasların bileÅŸiminde     %75-80

                        Kemik dokusunda          %25

                        YaÄŸ dokusunda             %20

                        DiÅŸin dentin dokusunda %10 oranında kullanmaktadır.

              b) Eritici: Su organizmanın ihtiyacı olan maddeleri eriterek doku ve hücrelere taşımaktadır. Dolayısı ile metabolizma artıkları da su ile taşınmaktadır. Ayrıca gıdaların sindirim sistemindeki seyri, yumuÅŸatılması, emilmesi ve kan dolaşımı ile taşınması su ile olmaktadır.

              c) Isı düzenleyicisi: Isının vücuttan atılması ve vücut ısısının ayarlanması su ile saÄŸlanır. ÖrneÄŸin futbolcular bir maç süresinde 4-5 litre su kaybetmektedir.         

              d) Kayganlık verici (Lubrikant) madde olarak: Su özellikle vücudun oynak yerlerinde ve iç organlarda yeterli kayganlığı saÄŸlayarak sürtünme ve aşınmaları önlemektedir.  

Organizmanın su kaynakları

Organizmanın gereksinimi olan su başlıça 3 kaynaktan gelir. Bunlardan birincisi ve en önemlisi içme suyudur. İkinci kaynak diyeti oluşturan besin maddelerinin bileşimindeki sudur. Bu iki kaynak dışında üçüncü kaynak ise organizmada hidrojen kapsayan besin maddelerinin metabolizması sırasında bunların oksidasyonu ile meydana gelen metabolik sudur. Bu oksidasyonda yaklaşık olarak, rasyonun metabolik enerjisinin her 100 Kkal'si için 10-14 gram su oluşur. Besin maddesinin oksidasyonu ile oluşan metabolik su miktarının nasıl saptandığını bir monosakkaritten oluşan metabolik suyu örnek vererek açıklayalım:

              C6H12O6  6CO2 + 6H2O

Monosakkaritin molekül ağırlığı 180 ve 6 molekül suyun ise 6 x18 =108 gram olduğuna göre; 100 gram karbonhidrattan 108 x100 / 180 = 60 gram metabolik su oluşur.

Hidrojen içeren ve oksidasyona uğrayan üç besin öğesinden (karbonhidrat, protein ve yağ) oluşabilecek metabolik su miktarları tabloda gösterilmiştir.

Tablo . Besin öğelerinin içerdiği metabolik su miktarları

Besin öğesi

Metabolik

 su/gr.

Besin Mad. Enerjisi

ME Kkal/100 gr.

100 Kkal ME

karşılığı su, gr.

Karbonhidrat

60

400

15,0

Protein   

42

460

10,5

YaÄŸ        

100

900

11,1

Tablo . Su kaybının insan organizmasına etkileri

Su kaybı

% 1-1,5                                        % 6-7                                    % 11-12

Susuzluk

Baş ağrısı

Kramplar

Harekette düzensizlik

Soluk almada güçlük

Yutkunma zorluÄŸu, dilin ÅŸiÅŸmesi

İştahsızlık

Kan volümünün değişmesi

Görme ve duyma zorluğu

Rektal ısıda artma, deri kızarması

KonuÅŸma zorluÄŸu

AteÅŸ

Sabırsızlık, yorgunluk

Hatırlamada güçlük

Duyarlılıkta azalma

Kalp atımında artma

Kan yoÄŸunluÄŸunda artma

Yaşamın sonlanması

 

Susuzluğun derecesine göre organizmada çeşitli olaylar şekillenir. Kandaki su normalin %3' ünden daha fazla eksilirse böbrekler metabolizma artıklarını geçiremeyecek hale gelir. İnsan organizmasında 2 litre su çıkması halsizlik, 3 litre su kaybı belirgin bir düşkünlük nedeni ve 4 litre su kaybı tehlikenin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Organizmadaki suyun % 11-12'sinin kaybı ise ölüme neden olmaktadır. Susuzluktan ölüm, kan yoğunluğunun fazlalaşması (Kanda 3-4 litre kadar su vardır) nedeniyle ince damarlarda dolaşımın durması sonucu asfeksiyle şekillenir. Hayvansal organizma, bileşimindeki glikoz ve yağın tamamını, proteinin %50'sini kaybetmesine rağmen yaşamaya devam ettiği halde suyun %20'sini kaybettiğinde ölmektedir.

Suyun organizmadan atılması

              Metabolik olaylar sonucu oluÅŸan artıklar insan organizmadan deÄŸiÅŸik yollarla atılmaktadır.

              a. İdrar ile: Alınan suyun % 60'ı idrar ile atılmaktadır. Su idrarla bu yolla atılan atık maddeler için eritici olarak görev yapmaktadır. YetiÅŸkin bir insan günde 1000-1500 ml suyu bu yolla kaybeder.

              b. Dışkı ile: Bu yolla, alınan suyun % 5'i atılmaktadır.

              c. Deri ile: Organizmadaki suyun % 20'si buharlaÅŸma ve terleme ile atılmaktadır. Ter vücut sıvılarına oranla hipotoniktir. Terin iyonik bileÅŸimi ÅŸahıstan ÅŸahısa deÄŸiÅŸtiÄŸi gibi terlemenin azlığına çokluÄŸuna ÅŸahsın aklimatize olup olmadığına göre deÄŸiÅŸir. Terin miktarı da etkilidir. Terle birlikte vücuttan; su, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi minarellerde kaybolmaktadır. Dayanıklılık çalışmalarında, uzun süren egzersizlerde ve sıcak iklimlerde mineral kaybı artmaktadır.örn: bir futbol maçında terleme ile ortalama 1-4lt. su / her litre için tuz kaybı 1,5 g Maraton-kayak kros, bisiklet v.b. sodyumla beraber potasyum- mg kaybı da olmaktadır.

              d. AkciÄŸerler ile: Her gün buhar ÅŸeklinde 400-500 ml su organizmadan dışarıya atılmaktadır.

Sonuçta bütün bu yollarla insan Her gün yaklaşık 2. 5-3 litre suyu dışarı atmaktadır. Atılan bu su tekrar vücuda alınmaz ise ilk düzensizlik susuzluk hissi ile ortaya çıkacak olan tükürük sekresyonunun durmasına ve farenks mukozalarının kurumasına neden olan ozmatik kan basıncını artması olacaktır.

Su kaynakları    

Su ile sağlığın ilişkisi çok sıkıdır. Bu nedenle hijyenik niteliklere sahip temiz bir su hakkında yargıda bulunabilmek ve gerekli nitelikleri iyice değerlendirebilmek için suyun kaynağının önceden iyi tanınması gerekir. Doğada daima bir devir halinde bulunan su, denizlerden, göllerden ve benzeri yüzeylerden güneş ısısı ile buharlaşarak havaya karışır. Daha sonra değişik meteorolojik şekillerde tekrar toprağa düşer buna hidrolojik devir denir. Dünyamızdaki suyun ise %97'si denizlerde, %2'si kutuplarda donmuş halde, %1'i de karada yani toprak parçasında bulunmaktadır. Yeryüzündeki bu su zaman zaman buharlaşarak atmosferdeki soğuk tabakalara ulaşır ve yere yağmur veya kar halinde tekrar düşer. Toprak yüzeyine yağmur, kar, dolu şeklinde düşen su damlacıkları:

              *tekrar buharlaÅŸma ile atmosfere döner,

              *bitkiler tarafından beslenme için alıkonulur.

              *diÄŸer önemli bir kısmı da yeryüzünün o bölgesindeki jeolojik oluÅŸuma göre yer altı ve yerüstü sularını oluÅŸturur. Su kaynakları 3 ana baÅŸlık altında incelenebilir.

I.Meteor suları

Bu sular yağmur ve kar sularıdır. Erimiş maddeleri çok az bulundururlar. Doğa sularının en temizleridir. Fakat geçtikleri hava tabakalarından oksijen ve azot gazlarını, havaya karışmış olan karbondioksit, azot oksit, amonyak vb. gazları,havada bulunabilen radyoaktif serpintileri, endüstri dumanlarını beraberce sürüklediklerinden daha havada iken hijyen bakımından içilemez haldedirler. Fırtınalı havalarda havanın azotuyla, hidrojen ve oksijeni birbiriyle birleşerek amonyum nitrat oluşturur. Kükürt dioksit de yağmur suyunda erimesi sonucu sanayi bölgelerinde asit yağmurlarına neden olabilir.

Meteorik sular hijyen bakımından elveriÅŸsiz iseler de endüstri bakımından tercih edilen sulardır. Buhar kazanlarında daha az taÅŸ oluÅŸumuna neden olurlar. Yapılarında bulundurdukları fazla karbondioksitin boruları aşındırması kötü yanlarıdır. Bu sebeple agresif sulardan sayılırlar.     

II. Yeryüzü suları

              1.Akan sular: Bunlar mevsimlere göre yaÄŸmurlar, karlar ve yer altı sularıyla beslenen ve yeryüzünde daima hareket halinde bulunan sulardır. Hareketleri sırasında bir takım yabancı maddeleri fiziksel ve kimyasal olarak erimiÅŸ ve süspansiyon olarak yapılarına alırlar. Önemli miktarda organik maddeleri de beraberlerinde sürüklerler.

              2.Durgun sular

  1. Doğada bulunan durgun sular:(deniz, göl, bataklık suları)
  2. İnsanlar tarafından hazırlanan durgun sular (baraj, havuz, depo suları)

III. Yeraltı suları

  •               a. Kuyu ve artezyen suları
  •               b. Kaynak suları: Kendi kendine yeryüzüne çıkan sular
  •               c. SoÄŸuk kaynak suları
  •                                    .İçme suları
  •                                    .Tıbbi sular: Maden suları
  •                         ıı.Sıcak kaynak suları
  •                                    .Hypothermal sular: 34°C'den az sıcak olan ılık sular
  •                                    .Homiothermal sular: 34-37°C'ler arasında (Vücut sıcaklığında
  •                                    .Hyperthermal sular:40°C'den yüksek sıcaklıktaki sulardır

Suyun insan sağlığı açısından önemi

              Suyun insan saÄŸlığını olumsuz yönden etkilemesinin nedenlerini iki baÅŸlıkta toplanabilir.

A-Zararlı biyolojik etkenlerin bulunması

B-Endüstri artıklarından doğan kimyasal yada radyoaktif kirleticilerin bulunması.

Sularda bulunabilen ve insan saÄŸlığı açısından zararlı biyolojik etkenler arasında patojen bakteriler, virüsler ve parazitler gelmektedir. Suların neden olduÄŸu enfeksiyöz etkenler, hastalar ve portörler tarafından çevreye yayılmaktadır. Yörenin coÄŸrafi konumu, alt yapı tesisleri, atık maddelerin gördüğü iÅŸlem,toplumun sosyo-ekonomik yapısı gibi birçok faktöre baÄŸlı olarak, patojen bakteriler ve diÄŸer mikroorganizmalar dışkı ve benzeri yollarla sulara ulaşır.  İçme suyu, oral-fekal enfeksiyon zincirinin en önemli halkasıdır. Suyla geçen enfeksiyonların önüne geçilmesi büyük ölçüde suyun bakteriyel kirliliÄŸinin önlenmesi , suyun dezenfekte edilmesi ile olasıdır . Bilim adamları ve saÄŸlık kuruluÅŸları temiz su elde etmek için çalışmakta, su standartları geliÅŸtirmekte, içilebilir ve kullanılabilir özellikte olan sular için belirli kriterler ortaya koymaktadır. Türkiye ' de gıda tüzüğü ve su ile ilgili standartlarda suların içilebilirliÄŸine koliform grubu bakterilerin varlığı/yokluÄŸu esasına göre karar verilmektedir.

Suyun doğal mikroflorası

Suda bulunan mikroorganizmaları üç grupta toplayabiliriz.

 a- Suda doÄŸal olarak bulunan canlıların mikroorganizmaları :Spirillum, Vibrio, Pseudomanas, Achromobacter,  Chromobacter türleri ile Micrococcus ve Sarcina'nın bazı türleri. Bu bakterilerin optimum üreme ısları 25°C veya daha azdır.

 b- Toprakta yaÅŸayan mikroorganizmalar : Toprağın yıkanması sonucu suya karışırlar. Bunlar; Bacillus , Streptomyces ve Enterobacteriacea'nın saprofit üyeleridir. Bunlarında optimum üreme ısıları 25°C veya daha azdır.

c- Normal olarak insan ve hayvanların bağırsaklarında bulunanlar : BaÅŸlıcaları; Esherichia coli , Streptococcus faecalis , Clostridium perfiringens ve muhtemelen bağırsak patojenleridir. ( Salmonella ve Vibrio comma gibi )  

Su ile bulaşan önemli mikroorganizmalar

Tehlikeli su epidemilerine neden olabilen Salmonellalar, Vibriolar, Shigellalar Anthrax, Burcellose, Ruam, ve diğer birçok patojen bakteriler ve virüsler portörlerin dışkıları ile sulara karışabilir. Su ile yayılan salgınlara su epidemileri denir. Başlıcaları kolera, tifo, dizanteri ve enfeksiyöz hepatitistir.

Salmonella: Genellikle mide krampları ve diyare ile birlikte akut gastroenteritidisi içerir. S.typhi'nin neden olduÄŸu tifo en bilinen etkendir.  S.typhi dışkı ve idrarla atılmaktadır. Suda yaÅŸaması deÄŸiÅŸken olup düşük sıcaklık ve bol besin koÅŸulları uygun bir ortam oluÅŸturur.

Shigella: Basilli dizanteri olarak da adlandırılmaktadır. Etken dışkı ile atılmaktadır. Çoğunlukla akut diyareye neden olur. Shigelliasis sudan kaynaklanan salgınlara neden olmasına karşın tifo'dan daha az rastlanır.

Vibrio cholerae: Diyare, kusma, hızlı su kaybı, kan basıncının azalması, düşük vücut sıcaklığı ile karakterizedir. Hastalık hasta kişilerin dışkıları ile yayılır. Yüzeysel sularda bu bakterinin yaşama süresi 1 saatten 13 güne kadar değişmektedir. Kolera salgınları genelde şebeke sularının kirlenmesiyle ortaya çıkar.

Enteropatojenik E.Coli: Atık sularda bol miktarda bulunan bu bakterinin patojenik türü diyareye neden olmaktadır.

Leptospira: Leptospirosis'e neden olan bu bakteri kan dolaşımına derideki sıyrıklardan veya mukozadan girmekte börek, karaciğer ve merkezi sinir sistemini etkileyen akut enfeksiyonlara neden olmaktadır. Bu bakteri idrarla atılır. Suda yaşama süresi bir kaç günden 3 haftaya kadar değişir.

Tularemia: Tularemia'ya Francisella tularensis, pasteurella tularensis adı verilen bakteriler neden olmaktadır. Leptospira'da olduğu gibi etken kan dolaşımına deri sıyrıkları ve mukozalar yoluyla girmekte; üşüme, ateş, lenf düğümlerinde şişme ve halsizlik gibi durumlarla ortaya çıkmaktadır. Hastalık; dışkı, idrar ve hasta hayvan ölülerinin su kaynaklarını kirletmesi sonucu yayılmaktadır. Bu mikroorganizmaların suda yaşama süreleri düşük sıcaklıklarda uzamaktadır.

Tüberküloz: Su ile tüberküloz yayılması pek yaygın değildir. Tüberküloz basilinin suda yaşama süresi birkaç hafta olabilmekte, düşük ısı yüksek organik besin derişimi elverişli koşullar oluşturmaktadır.

     Viral patojenler

Enfektif hepatitis:  Sarılık olarak bilinen bu hastalık genellikle su ile yayılmakta ve diÄŸer kirlilik etkenleri ile bir arada bulunmaktadır.

Polimyelitis: Çocuk felcinin kirli sularla da yayıldığı bildirilmektedir. Temelde kişiden kişiye temasla bulaşmasına karşın kirli sularla da bulaşma bildirilmiştir.

Protozoal hastalıklar

Bazı protozoa türleri normal olarak insan da dahil olmak üzere sıcak kanlı hayvanların bağırsaklarında yaşamaktadırlar. Bu protozoa türlerinin büyük bir kısmı insanlar için tamamen zararsız olup sağlıklı ve hasta insanların dışkılarında sürekli olarak bulunurlar. Ancak bazı protozoa'lar patojendir.

              Entameoba histolika: Amebiosis'e neden olan bu protozoon dışkı ile kistler halinde atıldığından suda uzun süre kalabilir. Protozoa bağırsak çeperinde delik aÅŸar ve bazı durumlarda bağırsakta çatlamaya neden olur.

          Naegleria gruberi: Amibin patojen cinsi olan N.gruberi menenjit'e neden olmaktadır. Patojen vücuda burundan girmekte, daha sonra beyine,omurilik sıvısına ve kan dolaşımına ulaÅŸmaktadır. Semptomlar su ile temas edildikten 4-7 gün sonra görülmeye baÅŸlar. Ölüm genellikle semptomlar görüldükten 4-5 gün sonra ÅŸekillenir. Hastalık kirli sularda yüzme ile geçer.

Parazitler

              Taenia saginatta: İnsanlar bu parazitin yumurtasını taşıyan suları ağız yoluyla almak suretiyle hastalanırlar.

          Ascaris lumbricoides: Ascariasis denilen hastalığa neden olan bu parazit daha çok çocuklarda görülür. Dışkı ile atılan yumurtalar  toprak ve suda uzun süre canlı kalabilirler. Atık su arıtma tesislerinde çalışanların %2 'sinde , atık su ile sulama yapan çiftçilerin % 16'sında hastalık görülmektedir.

          Shistosoma: Shistomiasis'e neden olup hastanın idrar veya dışkısı ile kirlenmiÅŸ sularda görülür.

Enfeksiyonların bulaÅŸmasında bir çok etken rol oynamasına raÄŸmen, büyük salgınların çıkmasında ve yayılmasında doÄŸal çevre ve özellikle su büyük önem taşır . Hijyenik koÅŸullara sahip suyun saÄŸlanması sosyo - ekonomik ve sosyo- kültürel faktörler ile sıkı sıkıya baÄŸlantılıdır.   Gece kondu bölgelerinde yaÅŸayanlar su gereksinimlerini genellikle özel kuyulardan saÄŸlamaktadırlar . Bu gibi yerlerde dezenfeksiyon iÅŸleminin önemi yeterince anlaşılamadığından dolayı klorlama iÅŸlemi ya hiç uygulanmamakta yada düzensiz uygulanmaktadır. Alt yapı yokluÄŸu yada yetersizliÄŸi sonucunda patojen mikroorganizmaların sulara karışması ve bu suların içme suyu olarak kullanılması sonucunda da enfeksiyonlar ortaya çıkmaktadır.   

Suların kirlenme sebepleri

Su havada buhar halinde iken doÄŸal olarak temizdir. Fakat temiz olan bu su yaÄŸmur, kar ,vs halinde yeryüzüne düşerken geçtiÄŸi kirli hava tabakalarında bulunan gazları, tozları, radyoaktif serpintileri ve mikropları alarak atmosferin kirlilik derecesine göre az veya çok kirlenir. Kimyasal yapısı itibarı ile saf su olmaktan çıkar. Toprak yüzeyi ile temasa geçtiÄŸi andan itibaren bu yerlerin niteliklerine göre organik ve anorganik maddeler bakımından yükü artmaya baÅŸlar. Yeryüzünden akarken veya derinliklerden geçerken insan, hayvan ve bitki organik artıklarını, tarım , endüstri , kanalizasyon ve nükleer kirlilikleri de bünyesine alır. Suyu kirleten bu maddelerin kaynağı insan ve hayvanlar ile onların deÄŸiÅŸik kullanma sahalarından gelen artıklardır. Bu yüzden bir suyun kirlenme derecesi suyun yere ilk düştüğü veya sonradan toplandığı veya aktığı yerlerdeki insan ve hayvan topluluÄŸuna baÄŸlıdır. 

Su canlıların temel bir gereksinimidir ve suyun yetersizliÄŸi ve kirlenmesi çeÅŸitli sorunları da beraberinde getirmektedir. Yapılan istatistiklerde, özellikle geliÅŸmekte olan ülkelerde hastalıkların yaklaşık % 80 'inin su ile iliÅŸkili olduÄŸu ortaya konmuÅŸtur . Hatta , su kaynaklarının hijyenik olarak yetersiz olması nedeniyle her yıl yaklaşık beÅŸ milyon bebeÄŸin öldüğü bilinmektedir.  DoÄŸadan buharlaÅŸarak havaya karışan su, havada buhar halinde doÄŸal olarak temizlenir. Fakat bu su yağış halinde yere düşerken, hava tabakalarında bulunan gazları, tozları, dumanları,radyoaktif serpintileri ve mikroorganizmaları alarak atmosferin kirlilik derecesine göre az veya çok kirlenir. Toprak yüzeyi ile temas ettiÄŸi andan itibaren bu yerlerin vasıfların göre mikroplar,organik ve anorganik maddeler bakımından yükü artmaya baÅŸlar . Yeryüzünde akarken veya derinliklere geçerken insan, hayvan ve bitki organik artıkları ile tarım, endüstri, kanalizasyon ve nükleer kirlilikleri de bünyesine alır.

Dünya ülkelerinin endüstride hızla ilerlemesi ve nüfus atışı temiz su kullanımını arttırmakta ve bugün su kirliliği en güncel konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir . Plansız ve kontrolsüz kentleşme sonucu, arıtılmadan doğal sulara karışan atık suların kendi kendine temizlenmesine olanak bırakmayacak boyutlarda kirlenmesine sebep olmaktadır.

Kirlenme unsurları

 Dünya SaÄŸlık Örgütünce (WHO) yüzeysel sulardaki kirlilik unsurları sınıflandırılmıştır.

              a) Bakteri, virüs ve diÄŸer hastalık yapıcı canlılar: Suların hijyenik açıdan kirlenmesine neden olan organizmalar, genellikle hastalıklı veya portör olan hayvan ve insanların dışkı ve idrarından kaynaklanmaktadır. Bulaşıcı etki ya bu atıklarla doÄŸrudan temasla ya da atıkların karıştığı sulardan dolayı gerçekleÅŸir. Bu tür sular içilmez ve kullanılmazlar

              b) Organik maddelerden kaynaklanan kirlenme: Ölmüş hayvan, bitki artıkları ile tarımsal artıkların yüzeysel sulara karışmasıyla ortaya çıkar. Suyun oksijen seviyesindeki deÄŸiÅŸimlerde su kalitesini etkiler. Ayrıca mikroorganizmalara uygun bir üreme ve geliÅŸme ortamını saÄŸlar.

              c) Endüstri artıkları: ÇeÅŸitli endüstrilerden çıkan fenol, arsenik, siyanür, krom gibi toksik maddelerden oluÅŸurlar. BileÅŸimleri gün geçtikçe deÄŸiÅŸir.

              d) YaÄŸlar ve benzeri maddeler: Tanker ve boru hatlarıyla taşınan petrolün kazalar ve sızmalar sonucu yüzeysel sulara karışmasıyla bu tür kirlilik oluÅŸur. Yüzeysel sulara karışmasının yarattığı olumsuz etkiler açısından önemlidir.  

              e) Sentetik deterjanlar: İçerdikleri fosfatlar yüzeysel sularda östrafikasyona ve ikincil olarak kirlenmeye sebep olurlar

              f) Radyoaktivite: Nükleer enerjinin kullanıldığı tesislerin reaksiyon ürünleri radyoaktiftir. Nükleer atıkların yeraltı ve deniz altında uzun süre saklanması sırasında kaplardan sızmaları sonucu sulara karışmalarıyla toksit özellikleri ortaya çıkar. Hastane araÅŸtırma kuruluÅŸlarından kaynaklanabilir.

Atmosferdeki nükleer silah denemeleri sırasında yağmur sularının kirlenmesi sonucu da sularda kirlilik sebebi oluşturur

              g) Pestisitler: Yapay organik maddelerdir. Zararlı böcek, bitki ve mantarlarla mücadelelerde kullanılırlar. Uzun süreli kullanımları sonucu zararlı etkileri ortaya çıkar.

              h) Yapay organik kimyasal maddeler: Farmasotik, Petrokimya, ve kimya endüstrilerince üretilirler. Bu maddeler yerlerini aldıkları doÄŸal organik maddelerden daha güç degredasyona uÄŸrarlar

              ı) Yapay ve doÄŸal tarımsal gübreler: Bunlar ikincil olarak kirlenmeye neden olurlar   

              j) Anorganik tuzlar: Çözünmüş tuzlar sularda ve deÅŸarj noktalarında Sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, sülfat, nitrat, bikromat, ve fosfatları halinde bulunurlar Bunların çok yüksek dozları kirleticidir. Suların içme, sulama ve birçok endüstriyel kullanım için uygunsuz hale getirir.  

              k) İnert çözünmeyen madde:TebeÅŸir, Jips gibi birçok inert çözünmeyen madde sularda bulanıklığı arttırır. Bu yüzden arzu edilmezler

Bunların dışında sular fiziksel (renk, sıcaklık, süspansiyon, maddeler), fizyolojik (tat, koku) ve biyolojik kirlenmeye de maruz kalabilirler.

     Suların kendi kendini temizlemesi

Yerüstü ve yeraltı sularını kirleten ÅŸartlar karşısında doÄŸa, sularını korumak ve kirlenmiÅŸ olanlarını temizlemek için birçok aracı kullanmaktadır. Suların kirlenme sonucu taşıdıkları kimyasal maddelerin ve canlı cisimlerin, doÄŸanın kendi lâboratuarında çalıştırdığı biyolojik ,fizik, mekanik araçlarla ve kimyasal olarak temizlenmesine OTOEPÜRASYON (Autoepuration), yani suların kendi kendini temizlemesi denir. Bu olay biyolojik, mekaniksel ve fiziksel ile kimyasal olmak üzere  üç faktörden oluÅŸur.

1.Biyolojik faktörler

a.Nitrifikasyon

Aerop ve anaerop mikroorganizmaların tesiriyle organik maddeler bir seri redüksiyon ve oksidasyon olayları geçirerek bitkilerin istifade edebileceği nitratlar haline dönüşürler.

b.Mikroplar arasındaki mücadele

Canlı organizmada 37° C sıcaklığa ve bol gıda kaynaklarına alışmış olan patojen mikroorganizmalar , vücut dışına çıktığı zaman bu şartlara uzun zaman dayanamayıp ölürler veya bu şartlara alışmış olan saprofit mikroorganizmalarla karşılaşınca bunlara direnemeyip canlı kalamazlar. Ayrıca protozoonlar bakteriofajlar ve fitoplanktonlar çok önemli rol oynarlar. Bunların mikrop yeme konusundaki yetenekleri çok fazla olup kirli suların biyolojik temizlenmelerinde yaptıkları iş çok önemlidir.

2.Mekaniksel ve fiziksel faktörler

a.Süzülme (Filtrasyon veya perkolasyon)

Su kum gibi küçük taneli bir toprak tabakasından geçerken ,içerisindeki kolloidal halde bulunan organik ve inorganik maddeler ve mikroplar , bu küçük kum taneleri tarafından çekilerek bunların üzerine yapışır. Bu iÅŸleme filtrasyon  veya perkolasyon denir. Uygun bir toprak tabakasından aÅŸağıya geçen su böylece berraklaşır.Ancak filtrasyonun tesiri ,toprak tanelerinin çaplarına, tabakanın kalınlığına ve su basıncına baÄŸlıdır.

b.Çökme

Sular içinde bulunan madensel ve organik maddeler ağırlıkları sebebiyle yavaş yavaş dibe doğru çökerler ve bu esnada kendilerinin çekim sahasına tesadüf eden daha küçük ve kolloidal cisimler ile mikroorganizmaları sürükleyerek suların temizlenmesine yardım ederler. Suyun kitlesine ve durgun kalma süresine göre bu olayın etkinliği azalıp çoğalabilir.

c.Dilüsyon

Kirli suların daha az kirli veya temiz büyük su kitlelerine karışarak, dilüe olması ve mikrop konsantrasyonlarının azalmasıdır.

d. Güneş ışınları

Güneşin ultraviyole ışınları sularda etki edebildiği yüzeysel tabakalarda bakterisid etki gösterir.

3.Kimyasal faktörler

a.Oksijenasyon (OksijenleÅŸtirme)

Bol oksijenle temasa gelen hareketli sularda oksijen otoepürasyon için önemli bir faktördür. Ancak çok miktarda deterjan içeren kanalizasyon sularının meydana getirdikleri köpük tabakalarının bu oksijenasyona veya dolayısıyla suların temizlenmesine engel teşkil edeceği unutulmamalıdır.

b.Kimyasal konsantrasyon

Özellikle tuzdan zengin sularda, örneğin deniz sularında bakteriyel faaliyetler kontrol altında tutulur.

c.Mikroorganizmalar için besin yetersizliği

Çeşitli nedenlerle temizlenen sularda mikropların beslenebileceği maddeler ortadan kalkmış olacağından patojen mikroorganizmalar yaşayamaz hale gelirler. Doğal şartlarda suyu temizleyen bu faktörlerin etkisi ani ve kesin değildir. Bu faktörlerin uzun süre devamı etkisini fazlalaştırır. Bu faktörlerin etkisi ile doğada oluşan temizlenme olayı tam ve emin bir şekilde şekillenmez. Genellikle bunlar suyun durumu hakkında bazı fikirler verir. Bu fikirlerle temiz suların nerelerde bulunabileceği ve herhangi bir suyun temizlik şartlarına sahip olup olmadığı hakkında ilk ölçütleri belirlenebilir. Fakat suyun temizliğine veya kirliliğine kati olarak karar verilemez. Kesin kararı verebilmek için aşağıdaki incelemelerin yapılması gereklidir.

Suların özellikleri

Doğa da tam olarak saf suyun bulunması hiçbir zaman mümkün değildir. Doğadaki sularda yabancı madde, erimiş tuzlar, gazlar, kimyasal bileşikler, hastalık yapan veya yapmayan organizmalar, toprak kil vs. bulunur. Bunların bir kısmı mikroskopla ve bakteriyolojik muayeneler, bir kısmı kimyasal deneylerle, bir kısmı gözle, bir kısmı da tat ve kokularıyla teşhis edilebilir.

Fiziksel özellikleri

Su bulunduğu şartlara bağlı olarak katı,sıvı ve gaz hallerinde bulunabilir. Yoğunluğu büyük ölçüde sıcaklığa bağlıdır. Suyun fiziksel özelliklerinden sıcaklığı,bulanıklığı ,rengi lezzeti, kokusu , geçirgenliği ve pH'sı önemlidir. İçilebilir nitelikteki su fiziksel açıdan en az aşağıdaki nitelikleri taşımalıdır:

a)      Suların bulanık olmaması,

b)      Renksiz olmalı

c)      Kokusuz, kendine has bir tat bulunmalı,

d)      İçilebilir suyun sıcaklığının 15°C den daha aÅŸağı sıcaklıkta olması arzu edilir.

Suyun sıcaklığı

Suyun kendine özgü lezzeti özellikle sıcaklığa bağlıdır. Genel olarak içme suyunun sıcaklığının 7-12 °C 'ler arasında olması istenmektedir. Daha sıcak sular ağza yavan gelebildiği gibi 20°C'den fazla sıcak sular mide bulantısı vermektedir. Bunun tam aksi soğuk sular mide ve bağırsak mukozasını tahriş ettiği gibi bağırsak hareketlerini durdurmakta ve sancı oluşturmaktadır. İçilebilir su ,derinden gelen toprak tabakalarından çok yavaş süzülerek yer üstüne çıktığından daima soğuktur. Bu yavaş süzülme suyu kirliliğinden büyük ölçüde arındırır.

Suyun bulanıklığı

Suyun bulanıklığı içerdiği asılı ve kolloidal haldeki organik ve inorganik maddelerden ileri gelir. Organik maddeler arasında patojen mikroorganizmaların bulunabileceği de ayrıca unutulmamalıdır. Bulanık sular daima şüpheli sular olarak kabul edilmelidir. İçme ve kullanma sularının berrak olması su hijyeni yönünden önemlidir. Kaynağı ne olursa olsun önceden ne gibi temizleme işlemi görmüş bulunursa bulunsun bulanık suların içilmemesi, işletme ve ev işlerinde kullanılmaması gerekir. Hatta borularda tortu bırakmaları dolayısıyla endüstride bile kullanılmamalıdır.

Bulanıklık tayininde turbidimetre denilen alet kullanılır. Bu aletin esası ,1 metre uzunluğunda 2 cm çapında bir cam borudur. Bir ucunda ortasında 4 mm siyah bir çizgi bulunan beyaz bir tıpa ile kapatılır. Bulanıklığı ölçmek için cam borunun içine tıpadaki siyah çizgi, üsten bakıldığında kayboluncaya kadar numune suyu konulur. 60 cm yüksekliğinden daha fazla su konulduğunda çizgi görülürse suyun berrak olduğuna karar verilir.30-60 cm arası hafif bulanıklığa ve 30 cm'den aşağı olursa bulanıklılığa karşı gelir. Muayene gündüz ışığı ile (Güneş ışığında değil) yapılmalıdır.

Suyun rengi

Suyun rengi hakkında karar verebilmek için suya süzüldükten sonra bakılmalıdır. Çünkü suyun rengi genellikle suda kolloidal halde bulunan organik ve inorganik maddelerden Bazen de endüstri sularında erimiş kimyasal maddelerden ve boyalardan ileri gelir.

Az miktardaki su renksiz olmasına karşılık kalın tabaka halinde doğal olarak mavimtırak renktedir. Fakat demir bileşikleri ,koloidal organik maddeler ve özellikle de bitkisel kaynaklı maddeler süspansiyon halinde bulunduklarında suyu renklendirirler. İçinde demir tuzları (Ferro) bulunan sular sarı renkte olup havalandırılınca kırmızımtırak çökelek verirler. Granitli kayalardan gelen sular hafif esmerimtrak bir renk taşırlar. Ayrıca suda yosunların ve mikroorganizmaların üremesi de suya yeşilimsi bir renk vermektedir.

Suyun kokusu

Genellikle iyi nitelikli su kokusuzdur. Suyun kokulu oluşu birçok nedenden ileri gelir. Bu nedenler genellikle mikroorganizmaların fermentasyonu ,dışkı ,idrar karışması, organik maddelerin ayrışması, endüstriyel artıkların ve çeşitli artıkların karışması şeklinde sayabiliriz. Ayrıca derin yeraltı sularında sülfatların ayrışmasıyla oluşan kükürtlü hidrojen, suların içinde yaşayan algler, protozoonlar ve çeşitli mikroorganizmalar ve bazen de suların nakledilmelerinde kullanılan boru ve kaplarda kokunun oluşmasına neden olur. Ayrıca suların dezenfeksiyonunda kullanılan klor ve iyotta suya kendilerine özgü kokularını verir. Koku muayenesi için şişenin kapağı çıkarılarak hemen koklanır. Ayrıca su bir beherglasa konur, ağzı saat camı ile kapatılır ve 95°C'ye kadar ısıtıldıktan 5 dakika sonra koku muayenesi yapılır.

Suyun lezzeti

Suyun lezzeti, suda erimiş oksijen ve karbondioksit gazlarına, içerdiği diğer kimyasal maddelere ve suyun sıcaklığına ve soğukluğuna göre değişmektedir. Suyun lezzeti doğal ve hoş içimli olmalıdır. Aksine ekşi, acı, tuzlu, madeni veya kekremsi lezzetli olmamalı, lezzetini değiştirmemeli, içildiği zaman boğazda kuruluk, buruşukluk ve midede de şişkinlik hissi vermemelidir. İçilen suyun, istenilen taze su lezzeti içerdiği oksijen ve karbondioksit gazlarından oluşmaktadır. Suyun ısıtılması halinde bu gazlar buharlaşarak uçacağından suda yavan ve tatsız bir lezzet oluşur. Suda bulunan mineral maddelerin oranı az ise suda kabul edilebilir bir lezzet vardır. Mineral maddelerin çokluğu suyu içilemez bir hale getirebilir.

Geçirgenlik

Suyun elektrik akımına direnci saf olduğu zaman çok şiddetlidir. Çözünmüş madensel tuzları içerdiği zaman ise elektrik akımı direnci azalır. İyi kaliteli su, elektrik akımına karşı sabit bir direnç gösterir.

pH derecesi

Suyun pH'sı suda kalsiyum bikarbonat ve alkali tuzlar bulunursa alkali, fazla karbondioksit varsa asit reaksiyon gösterir. Suyun fazla alkali olması kokuşmanın varlığını gösterir. Asiditesi karbondioksitten başka asitlerden oluşan suların korrosif özellikleri vardır. Suyun pH'sı nötr veya hafif alkali olmalıdır. Kaynak sularında pH 7.0-8.5, içme ve kullanma sularında pH 6.5-9.2 sınırları içinde olmalıdır.

Kimyasal özellikleri

Hijyen bakımından alimentasyon suyunun kimyasal analizi; erimiş gazlar (Özellikle CO2 ve O2), sertlik derecesi, organik maddeler, amonyak, nitrat, nitrit , klorür, deterjan bulunup bulunmadığı ve miktarlarının tayinleri üzerinde yapılır. Gereğinde Fe, Pb, Zn, pestisidler ve radyoaktif serpintiler araştırılır.

Suda erimiÅŸ oksijen

Oksijen, erimiÅŸ halde hava ile temas eden sularda bulunmaktadır. Bulunan oksijen oranı, suyun yüzeysel veya derin olmasına, kokuÅŸmuÅŸ maddelerin bulunup bulunmadığına, sıcaklığına, hava basıncına, bulunan madensel tuzlara, suda yaÅŸayan canlılara ve suyun dalgalı, çarpıntılı olmasına göre deÄŸiÅŸir. Genellikle dalgalandıkça ve aktıkça havadan oksijen alan temiz sular, litresinde 12 ml kadar oksijen içerirler. Bu sularda kokuÅŸma maddeleri bulunduÄŸunda, oksijen bu maddeler tarafından sarf olduÄŸundan miktarları çok azalır. Bununla beraber hiçbir kirliliÄŸe baÄŸlı olmadığı halde yeraltı sularında oksijen miktarı litrede 6-7 ml' ye düşebilir. Derinden gelenlerde ise hiç yoktur. Fakat bu yokluk  bir kirlilik anlamını taşımaz. Bu sular yeryüzüne çıkıp da hava ile temas edince az çok oksijen alırlar. İçme sularında oksijen bulunmasının saÄŸlık üzerine doÄŸrudan bir tesiri yoktur. Ancak suyun lezzetini etkilediÄŸinden az miktarda bulunması gerekir. Fazlası ise sulara agresiv özellik kazandırmaktadır.

Karbondioksit

Karbondioksit hemen hemen her suda çok az bulunur. Bunu sağlığa bir zararı yoktur. Fakat suyun lezzeti üzerine etkisi vardır. Karbondioksiti uçurmak için yapılan ısıtma işlemi suları lezzetsiz yapar .Genel olarak karbondioksit oranının olabildiğince az olması istenir. Aksi suda bazı maddelerin fermentasyonu sonucu kokuşma belirtisidir. Litrede 5 mg. karbondioksit kabul edilebilir sınırlardadır. Ancak en fazla karbondioksit oranı çok derinden elde edilen gazlı maden sularıdır. Yaklaşık litrede 2-3 mg'dır. Bunu kokuşma ve fermentasyonla ilgisi yoktur. Fazla miktarda karbondioksitin olması halinde suyun pH'sı düşer ve fazla bir asidik ortam oluşur. Böyle sular korozif özellik kazandıklarından boruları, bulundukları kapları aşındırırlar.Kurşun,bakır,çinko gibi madenleri de içerirler sonuçta madensel zehirlenmelere neden olur.

Suyun sertliÄŸi

Genel olarak suyun sertliÄŸi, kalsiyum seviyesi olarak kabul edilmesine raÄŸmen,suyun sertlik derecesi  içerdikleri erimiÅŸ kalsiyum ve magnezyum tuzlarından ileri gelmektedir. Sular bunları topraktan alır. Sular, erimiÅŸ halde bulunan kalsiyum ve magnezyumu bikarbonat tuzları, sülfat tuzları ,klorür tuzları ve ayrıca az miktarda nitrat tuzları halinde içerirler. Özellikle kalsiyum bikarbonat ve kalsiyum sülfat suyun sertliÄŸinde önemli rol oynar. Tüm anorganik tuzlar suda çözünürler. Sıcaklık artışı bazı tuzların çözünürlüğünü azaltır.(Ca(OH)2 ,FeSO4 ) diÄŸer çözünmüş madde deriÅŸimi de bunu etkiler. Alçak rakımlı bölgelerde tuz deriÅŸimi zeminle temas yüzeyi büyük olduÄŸundan yüksektir. Su da en sık bulunanlar kalsiyum, magnezyum, Na2CO3, sülfat ve klorürlerdir. Sularda erimiÅŸ halde bulunan kalsiyum ve magnezyum bikarbonat tuzları, suları kaynatmakla erimeyen karbonat tuzları, suları kaynatmakla erimeyen karbonatlar halinde çöktüğünden bunların oluÅŸturduÄŸu sertlik Geçici Sertlik  diÄŸer tuzların oluÅŸturduÄŸu sertliÄŸe de Kalıcı Sertlik  denir. Çünkü bu tuzların oluÅŸturduÄŸu sertlik suları kaynatmakla geçmez. Bahsedilen tüm tuzlardan ileri gelen sertlik ise Toplam Sertlik adını alır. Özellikle kalsiyum ve magnezyumun sülfat tuzları kalıcı sertlik nedenidir. Kalsiyum ve magnezyum bi karbonat tuzları ise geçici sertlik oluÅŸturur. Geçici sertliÄŸi oluÅŸturan bikarbonat tuzları ısıtıldığı zaman; 

     Ca(HCO3) 2-----------------> CaCO3  +CO2 +H2O

     Mg(HCO3) 2------------------> MgCO3  +CO2 +H2O

 ÅŸeklinde ayrışırlar. Karbonatlar çöker, oluÅŸan veya suda önceden erimiÅŸ halde bulunan serbest karbondioksit uçar. Suyun kalıcı sertliÄŸi genellikle toprak alkali maddelerin sulfatalarından klorürlerinden ileri gelen sertliklerdir. Bu tür sertlik ısıtılmakla giderilmemesine karşılık sodyum karbonatla giderilir.

 

        CaSO4   + Na 2 CO3 --------------------------->  Na2 SO4  + CaCO3

Yazının Devamını Oku

Kampanyalı Ürünler

5 Li Set Filtre Vontron 75 GPD Membranlı
130.00TL 100.00TL

5 Li Set Filtre Vontron 75 GPD Membranlı

10″ 5 MİCRON SEDİMENT FİLTRE VE ÖZELLİKLERİ Sularda bulunan çözünmemiÅŸ askÄ..

Sepete Ekle Wishlist Compare
HZ-150-MRPHUV Dokuz Aşamalı Pompasız Su Arıtma
1,500.00TL 750.00TL

HZ-150-MRPHUV Dokuz Aşamalı Pompasız Su Arıtma

9 Aşamalı Motorsuz HZ-150-MRPHUV Su Arıtma Cihazı Filtre 5 Micron Sediment Filtre ..

Sepete Ekle Wishlist Compare
HZ-150P-MRPHUV Pompalı Dokuz Aşamalı Arıtma
1,650.00TL 850.00TL

HZ-150P-MRPHUV Pompalı Dokuz Aşamalı Arıtma

Aşamalı Motorlu HZ-150P-MRPHUV Su Arıtma Cihazı Filtre 5 Micron Sediment Filtre ..

Sepete Ekle Wishlist Compare
HZ-150P-PH Tezgah Altı Pompalı Su Arıtma Cihazı
1,000.00TL 500.00TL

HZ-150P-PH Tezgah Altı Pompalı Su Arıtma Cihazı

HZ-150P-PH Tezgah Altı Pompalı Su Arıtma Cihazı 1.Açık Kasa Pompalı Alkalin pH Filtrel..

Sepete Ekle Wishlist Compare