Canlı Su Nedir?
Saf su içilir mi?

Canlı su;  kimyasal yapısı değiştirilmeden moleküler yapı formu yeniden düzenlenmiş, oksijen seviyesi maksimuma çıkartılmış, moleküler olarak alan yüklene bilirliği artırılmış ve enerji seviyesi yükseltilmiş, moleküler hafıza yapısı kazandırılmış sudur.

Su, insan hayatı için oksijenden sonra en önemli ikinci ihtiyaçtır. Kanımızı yüzde 80’i kemiklerin yüzde 20’si beyin ve kasların yüzde 70’i sudan oluşuyor. Susuz kalmak ölüme sebebiyet veriyor. Su bütün vücudun metabolizmasını düzenliyor. Organları, beyni, kemikleri ve kasları bunlar bilinen tıbbi gerçekler. Peki su başka neler yapabiliyor. Vücudun ihtiyacı olan saf enerjiyi sudan almamız gerekli hücreler arasındaki iletişimi, beyin aktivitelerini, reflekslerimizi ve hücre yenileme yeteneğini sadece suda bulabiliriz. Yapılandırılmış canlı su aslında tüm organlarımızı ve vücudumuzu yenileyebiliyor.

Enerjisi yüksek ve canlı su bunları çok rahat yapabilir. Maalesef günümüzde tükettiğimiz sular ölü su ve sıfır enerjiye sahiptir. Halk arasında alkali olarak bilinen suyun canlı olması konusu ise doğada olması gereken normal aktivitede ki su yapısıdır. Sanayileşmek de olan dünya, hava kirliliği, doğal kaynakların verimsiz kullanımı suyun yapısını bozmuştur.

Canlı su nasıl olur ?

Öncelikle bilimsel yöntemlerle su (zeroization) yani sıfır noktasına getirerek resetlenir. Suyun doğal yapısına dönmesini sağlanırken, suyun moleküler dizilim formu yeniden yapılandırılır buna bağlı olarak zayıf enerjisini yenilemesi için su hazır hale getirilir. Enerjisini kazanması için proseslerden geçirilen su  normal bir suya göre yüzlerce kat daha aktif hale gelir. Bu bir canlıdaki sistemi süratle yapılandırmaya başlar.

Canlı Su ve Oksijen Seviyesi Yükseltilmiş Suyun Hastalardaki Tedavi Süreci Nedir ve Nasıl Olur..? 

Hastalarda canlı suyun etkisini dakikalar içerisinde insan kanındaki aktivitesini canlı izleyiniz. 
Suyun dünyada bilinen en güçlü antibiyotik özelliğini inceleyiniz.

Laboratuvarda  hastalar üzerinde yaptığımız çalışmalarda alınan sonuçları görmektesiniz.

Savunma sistemi zayıflayan kişilerin hastalıklarından dolayı  kanda bulunan Eritrositlerin (Alyuvarların) elektrik yüklerini kaybetmesi ve oksijensiz kalmasından kaynaklı simplastlar oluştuğunu ve kan yapısının bozulduğunu görmekteyiz. Kendilerine 1 bardak canlı su verdikten 20 dakika sonra etkileri müthiş 

Koa Hastası 52 yaşında bir hasta sudan önce  
Suyu içtikten 20 dakika sonra 
Vücudunda tümör bulunan 42 yaşında bir hasta sudan önce 
Suyu içtikten 20 dakika sonra 

Vücudun temel yapı taşı olan hücreler yaşamlarını ve fonksiyonlarını devam ettirebilmeleri için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Hücreler enerji üretimini iki şekilde gerçekleştirebilir.

  • Oksidatif fosforilasyon (Oksijenli solunum)
  • Non oksidatif fosforilasyon (Oksijensiz solunum)

Nonoksidatif fosforilasyon neticesinde 2 birim enerji (ATP) elde edilirken son ürün olarak ağırlıklı olarak laktik asit elde edilmektedir. Dolayısıyla bu yolla elde edilen enerji miktarı hem az olmakta hem de hücre için zararlı olan laktik asit başta olmak üzere son ürünler ortaya çıkmakta, hücre ortamı asidik olmakta ve en nihayetinde hücreler yapması gererken fonksiyonları yapamadan zarar görmekte ve ölmektedir. Ayrıca hücre ölümü ile ortaya çıkan atıklar da vücuda zarar vermektedirler. Bu aktivitasyon hızlıca bir kısır döngüye girmekte ve insan organizması zarar görmektedir. Elektrik yükünü kaybetmiş ve simblast oluşturmuş olan eritrosit kümeleri doğal olarak kapiller düzeyde çok dar olan damarlardan geçmekte zorlanacak veya geçemeyecek ve bir tıkaç oluşturacaktır. Eritrositler burdan geçemeyince de hedef dokudaki hücreye oksijen ulaştıramayacaktır. Aynı zamanda tıkaç vücutta başka reaksiyonlar sürecini de başlatacaktır.

Oksidatif fosforilasyonda ise 38 birim enerji ( ATP ) elde edilmekte ve reaksiyonlar sonrasında  son ürün olarak ağırlıklı olarak su elde edilmektedir. Su ise hem hücreye hem de organizmaya zararsız bir üründür. Substratın (Hammadde) oksidatif fosforilasyona girebilmesi için oksijen molekülü şarttır. Oksijen , vücutta ağırlıklı olarak eritrositler içerisindeki hemoglobin molekülüne bağlıdır, az bir kısmı serbest oksijen şeklinde kan içinde taşınır. Yani; esasen hedef dokudaki hücrenin oksijene ulaşabilmesi için eritrositin hedef dokudaki hücreye ulaşması şarttır.

Canlı ve yüklenebilir enerji seviyesi güçlendirilmiş su ile eritositler tekrar elektrik yükü ile yüklenmekte ve dolayısıyla simblast formu oluşturamamaktadırlar. Böylelikle eritrositler neredeyse tek tek hareket ettiklerinden çok dar kan damarlarından geçebilmekte ve oksijeni hedef hücreye ulaştırabilmektedir. Ayrıca kan içerisinde serbest olarak dolaşan oksijen moleküllerini de arttırdığı için hedef hücrenin oksijenlenmesi artacaktır. Bu da hücrenin fonksiyonlarını normal olarak yerine getirebilmesini sağlayacaktır. Bu hücrelerin öngörülen normal süreçte doğması ve ölmesi demektir.

Bu kısa açıklamadan sonra hangi grup hastalıkların tedavisinde fayda sağlayabileceğine bakalım:

1- Patofizyolojisinde iskemi ( doku oksijenlenmesi azlığı ) olan  hastalıklar:

  • Kalp damarı hastalıkları : Kalp kirizi , Angina pektoris vb
  • Periferik vasküler hastalıklar : Diabetik ayak, emboli, buerger hastalığı,vaskülitler ..vb
  • Beyin damar hastalıkları : İskemik inme , vaskülitler .. vb
  • Kronik akciğer hastalığı (KOAH) gibi akciğer hastalıkları

2- Kanser hastalıkları: Kanser hücrelerinin oksijenli ortamda üremediği /  üremesinin azaldığı bilinen bir gerçektir.

3- Enfeksiyon hastalıkları: Etken i olan mikro organizmanın oksijenli ortamda üreyen mikroorganizmalar hariç ,diğer mikro organizmalar oksijenli ortamda üreyemeyeceklerinden tedaviye yardımcıdır.

Doğaldır ki , bütün hastalıklar ve etki mekanizmasını anlatmak çok mümkün olmadığından detaylı bilgi için ulaşabilirsiniz.

Kodlanan su insan vücuduna ve davranış mekanizmasına nasıl etki eder.
Su üzerine yıllarca araştırmalar yapan Dr Masaru Emato canlı ve canlandırılmış suyla yaptığı muhteşem deneyi birlikte izleyelim

Canlı su vücudun hızla normal aktivitesine dönmesini sağlarken bir çok hastalıklar belirgin bir süre içerisinde düzelmeye başlamaktadır.

Aktif Alyuvarlar

Canlı su vücudunuz da  bulunan alyuvarları yüzlerce kat enerji ile yükleyerek aktif hale getirir. Vücuttaki hücreleri aktive etmesi vücudun savunmasını arttırarak bozulan kan değerlerini ve organları, süratle onarmasını sağlar. İnsan vücudundaki alyuvarların elektrik yüklerini yani enerjilerini kaybetmesi kanda simplastların oluşmasını sağlar. Kırmızı kan hücresine alyuvar denir. Diğer bir ifade ile alyuvarlar; kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücrelerdir. Alyuvarlar (eritrositler) dolaşım sistemi içinde oksijen ve karbondioksit taşırlar. Alyuvarların enerjisini kaybetmesi oksijeni taşıma kabiliyetini zayıflatır ve vücudun oksijenle beslenmesini engeller. Buda bir çok hastalığın kapısını açar ve vücudun savunması çöker. Kanımızın %50′ si su olduğuna göre hastalık tedavisinde yapılandırılmış (canlandırılmış) suyun şüphesiz ki etkisi çok yüksektir. Ayrıca suyun bir hafızası olduğunu bilmeliyiz. Suyun her bir hafıza hücresinde 440.000 bilgi hücresi bulunmaktadır. Canlı suya ne yapmak istediğini söyleyebilirsiniz peki bu ne anlama geliyor. Ona vücutta hangi davranışı sergilemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz. 

Canlı su üretimi yapan su arıtma cihazı Royal Green

Sudaki PH değeri nedir

Sulardaki pH yoğunluğu 1’den 14’e kadar rakamlarla ölçülür. PH 7’de su nötrdür. Türk standardına göre içme sularındaki pH değeri 4.5-9.5 arasında olmalıdır. Sudaki pH 7’nin aşağısı ise asidik su, pH 7’nin üzerinde ise  bazik sudur. Suyun pH derecesi suyla karışmış hidrojen miktarını gösterir. Topraktaki suyun pH değeri 6 ile 8.5 arasında değişir. Düşük pH’lı su asidik aşındırıcıdır. Ph değeri yüksek olan sular Alkali su olarak adlandırılır.

Alkali Su Nedir

Ph değeri 7 üzerinde olan sulara alkali su denir. Alkali suyun yüzey gerilimi az olan sulardır. Alkali su daha bazik bir yapıya sahip olduğu için vücudumuzdaki toksinlerin nötr hale gelmesini ve daha hızlı atılmasını sağlar. Vücudumuzun pH dengesini sağlayarak hücrelerin yenilenmesini de hızlandırır. PH dengesini sağladığı için vücudun bağışıklık sisteminin daha güçlü olmasına yardımcı olur ve ödem oluşumunu da engeller.

Ölü Su  

Fabrikaların, otomobillerin doğayı ve çevreyi kirletmesi suyu öldürdüğü gibi suyun kaynaklardan evlerimize gelene kadar geçtiği kimyasal süreçler suyu tamamen öldürmektedir. Doğal su kaynaklarından alınan suları kaynağından alıp uzaklaştırdığınız anda mevcut teknoloji de kullanılan elektrikli aletlerin çevreye yaydığı kirli elektromagnetik alan suyun moleküler yapısı hızla bozmakta ve suyu öldürmektedir.

Bilim insanları neden bazı kaynak sularının daha şifalı olduğunu, bazılarının ise sadece temiz içilebilir kaynak suları olduğunu araştırırken bazı farklılıkların suya canlılık kattığını fark etmişler. Bu sebepler:

  • Suyun temiz olması: Hem hastalık yapıcı mikro-organizmaların, kimyasalların, ağır metallerin vs. olmaması hem de hafızasının temiz olması.
  • Suyun oksijen yönünden zengin olması
  • Suyun mineral yönünden zengin olması: Vücudumuzda 84 mineral bulunmaktadır.
  • Suyun altıgen yapıda olması: Suyun küme yapısının küçük olması.
  • Suyun vücut yapısında uygun pH seviyesinde olması
  • Suyun antioksidan (ORP değerinin) yüksekliği
  • Suyun Aktive Hidrojen içeriğini

Yukarıda saydığım özellikler bir suyun canlılığını belirlemeye yardımcıdır. Bu tip suyu üretebilen Royal Green NSF/ANSI 58 sertifikasına sahip luxplus su arıtma cihazı vardır. Luxplus su arıtma cihazı satın almak için tıklayın.

14 Yorumlar

  1. Ro Su Arıtma Ekim 12, 2021 Cevap

    Su Kümelerinin Altıgen Yapıda Olması
    Su moleküllerinin birbirleriyle olan gruplaşmasına “küme” adı da verilmektedir. Günümüzde doğal kaynak suyunun kümesinde su molekül kümeleri 40 ile 50 su moleküllü yapıdadır. Yeniden yapılandırılan suyun küme yapısı ise 6 su molekülü içeren altıgen yapıya dönüştürülür. Çünkü bir insanın hücresinin bağlantılı olduğu yaklaşık 70.000 molekülün % 60- 65’ini altıgen su molekülleri oluşturmaktadır.

    Su molekülü kümelerinin yapısında yaratılan fiziksel değişiklik sayesinde suyun en önemli özelliği olan çözücülük kabiliyeti ortaya cıkar. Suyun çözücülük kabiliyetinin artmasıyla şu değişiklikler meydana gelir:

    1.Suyun temas ettiği yüzeylerde kireç taşı oluşmasını, su borularının tıkanmasını önler. Uygulamaya devam edilirse, su sisteminde ve su borularında daha önceden oluşmuş kireç taşlarını, pasları ve tortuları zaman içinde otomatik olarak temizler.
    2.Suyun salgın hastalıklara neden olan mikroplarını temizler ve yosun tutmasını önler.
    3.Suyun pas yapma özelliğini ortadan kaldırır.
    4.Suyun içerdiği tüm inorganik kirleticileri (arsenik (As), kurşun (Pb), bor (B), kadmiyum (Cd), bakır (Cu), cıva (Hg), nikel (Ni) gibi), yüksek uçucu halo hidrokarbon (CxHy) (triklorometan, dibromoklorometan ve toplam thm gibi sadece karbon (C) ve hidrojen (H) atomlarından oluşan organik bileşik) kirleticileri ve tüm anyon kirleticilerini (bromat (BrO3)), toplam siyanidler, şorit, nitrat (NO3), nitrit (NO2) ve amonyak (NH3) gibi zararsız hale dönüştürür.
    5.Suyu kokusuz, renksiz, tatsız ve berrak yapar.
    6.Suyun kendi kendisini temizleyen su;
    a.Enerjik su,
    b.Doğal iyonize su,
    c.Anti-bakteriyel su,
    d.Doğal antiseptik su,
    e.Doğal dezenfektan su,
    f.Doğal antioksidan su,
    g.Evrensel temizleyici su haline dönüşmesini sağlar.

  2. Ro Su Arıtma Ekim 12, 2021 Cevap

    Suyu canlandırmak için kullanılan yöntemler şu şekilde sınıflandırılabilir:
    1.Girdap hareketi yöntemi,
    2.Manyetik alan yöntemi,
    3.Doğal mineraller ve minerallerden yapılmış seramik kürecikler yöntemi,
    Diğer kullanılan yöntemler ise şu şekildedir: Işık kullanma yöntemi, Enerji transfer yöntemi, Biyoenerji yöntemi, Dua yöntemi, Meditasyon yöntemi.

    Girdap Hareketi Yöntemi
    Girdap, bir akışkanın dönme ya da türbülanslı hareketidir. Bir akışkanın bir merkez etrafında hızlıca dönme hareketine girdap denir. Akışkanın hızı ve dönme oranı merkezde en hızlıyken merkezden uzaklaştıkça yavaşlama eğilimi taşır.

    Girdap hareketi suyun kaybettiği enerjiyi tekrar kazanmasını sağlayan bir harekettir. Doğada kendiliğinden oluşan girdaplar sayesinde doğal kaynak sularının enerjisi yüksektir.

    Girdap yöntemiyle suyun yeniden canlanması şu şekilde gerçekleşmektedir: Girdap yöntemi sayesinde zararlı maddelerin –ağır metaller, zirai ilaçlar, nitrat (NO3-) gibi– kutupları negatif yükten pozitif yüke çevrilir. Hücre pozitif yüklü olduğu için elektromanyetik olarak zararlı maddelerle birbirlerini iterler.

    Bu sayede zararlı maddeler hücreden uzaklaştırılmış olur. Ayrıca, moleküler yapısı düzenlenen ve altıgen yapıya kavuşan su moleküllerinin küme boyutları da küçülmüş olur. Bu durumda hücreye besin taşınması ve atıkların atılması verimli ve daha hızlı gercekleşeceğI için su işlem görmeden önceki halinden daha faydalı hale gelir. Bunun yanı sıra girdap hareketi suyun çözünmüş oksijen miktarını artıracağı için hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve hücrenin bakteri, virüs gibi patojenlerle mücadele etme yeteneği artar.

    Girdap hareketi suyun fiziksel özelliklerini değiştirmenin yanı sıra hafızasındaki negatif bilgileri silerek enerjisini yükseltir ve bu sayede canlıların enerjisi de yükselmiş olur. Girdap yöntemiyle suya enerji vermek en doğal yöntemlerden biridir. İster musluk suyu olsun ister işlem görmüş veya ambalajlanmış su olsun, tüm içme suları girdap hareketi yöntemiyle canlılıklarını artırabilir. Girdap hareketi suya kaybettiği hayat enerjisini tekrar kazandırabilecektir.

    WaveQ girdap (manyetik alan, uzak kızılötesi ışınları ve doğal mineraller) yöntemiyle suyu tekrar canlandıran cihaz.

    Manyetik Alan Yöntemi
    Suların asıl kaynağı, dağlardan gelerek nehirlere ve denizlere akan çaylardır. Su denize doğru akarken hem yeraltı hem de yerüstüyle temasa geçmektedir. Su yeraltından ilerlerken (pek çok dere ve nehir yeraltından geçer) dünyanın manyetik alanına maruz kalır. Bu süreçte manyetik yükleme suya geçer ve su manyetikleşmiş olur. Benzer şekilde su yerüstünde ilerlerken manyetik taşlarla (mıknatıs taşı) etkileşime geçer ve yine manyetikleşir.

    Su tüketim için toplandığında, filtrelenmeye ve arındırılmaya ihtiyaç duyar. Arıtım tesisine taşıma sırasında sular yeraltında metal borular içerisinde iletilir. Su borular içerisindeki metal kaplamalardan dolayı de-manyetize olur. Arıtıldıktan sonra, musluktan akarken artık manyetize değildir. Şişelenmiş ve kaynağından uzaklaştırılmış sular da manyetik özelliklerini koruyamamaktadır.

    Dünyanın Kendisi Dev Bir Mıknatıstır
    Dünya küre şeklinde bir mıknatıs gibidir. Bu yüzden etrafında bir manyetik alan vardır. Dünyanın manyetik alanı, dünyanın merkezine yerleştirilmiş bir mıknatısın oluşturduğu manyetik alana benzer. Bu mıknatısın ekseni, dünyanın dönme ekseniyle 11 derecelik bir acı yapar. Bu durum da coğrafik kuzey ve güney kutuplarının, manyetik kuzey ve güney kutuplarından farklı yerlerde olduğunu gösterir. Dünya’nın manyetik alanı vektörel* bir büyüklüktür. Dünya üzerinde herhangi bir yerdeki manyetik alan bu vektörün yönü ve şiddetiyle tanımlanır.

    * Vektörel büyüklük, yönü ve doğrultusu olan büyüklüklere verilen isimdir. Vektörel büyüklükler yönü, başlangıç noktası ve geçtiği nokta tanımlanan 1 vektörle tanımlanır. Vektörün uzunluğu ise onun şiddetini yani büyüklüğünü gösterir. Örneğin; kuvvet, yer değiştirme, konum, hız, ağırlık vb.

    Manyetik Alanlar Suyu Nasıl Etkiler?
    İlk bakışta su sadece bir oksijen (O) atomuna bağlı iki hidrojen (H) atomundan oluşan çok basit bir molekül gibi görünür. Gerçekten de bu kadar ufak ve hafif olan pek fazla atom yoktur. Su molekülleri manyetik alana maruz kaldığı zaman, küme boyutları küçülmüş ve altıgen yapıda suya dönüşmektedir. Manyetik alanın suyu yapılandırmak konusundaki etkileri şu şekilde sıralanabilir:

    Molekülün Boyutu Küçülür:
    Bu özellik suyun çözünürlüğünü ve geçirgenliğini artırır. Gecirgenliğin artışı besinsel maddelerin çözünürlüğüne yardımcı olur, vücudun suyu ve besinleri emme yeteneğini yükseltir. Bu sırada su moleküllerinin boyutu da küçüldüğü için tehlikeli maddelerin vücuttan atılması daha etkili ve hızlı olur.

    Yüzey Gerilmesi Azalır:
    Yüzey gerilmesindeki düşüş, vücuttaki hücrelerin yapısının besinleri almasını kolaylaştırır. Azalmış yüzey gerilmesi yiyeceklerin hücre zarında hızla yayılmasını sağlar ve hazmı kolaylaştırır.

    Sudaki İyonlar Etkilenir:
    Bu yapıdaki suyun içerisinde bulunan serbest radikaller azalır. Değişikliğin kalsiyum karbonat (CaCO3) ve magnezyum karbonat (MgCO3) iyonlarının yapısına bir diğer faydası ise, bu bileşiklerin yapılarını (su borularında, su ısıtıcılarında, musluklarda vb biriken tortunun sebebi) değiştirmesi ve iyonların daha gevşek yapıda olmasından dolayı tortu birikimini azaltmasıdır. Tortu birikimindeki bu azalma manyetize edilmiş suyun merkezi ısıtma, motorların su soğutma, su dönüştürme ve evsel su sistemlerinde tercih edilmesine yol açmıştır.

    Manyetikleştirilmiş Suyun Olumlu Etkileri
    1.Suyun tadını iyileştirir.
    2.Sağlığı genel olarak iyileştirir.
    3.Vücudun pH dengesinin korunmasına yardımcı olur, asitliği azaltır.
    4.Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.
    5.Mıknatıslı suyla banyo yapılırsa uzun süre yatmaktan dolayı oluşan yaralar daha hızlı iyileşir.
    6.Açık yaralar mıknatıslı suyla tedavi edilirse daha çabuk iyileşir.
    7.Enfeksiyonu yavaşlatıp iyileşmeyi hızlandırır.
    8.Yüzü mıknatıslanmış suyla yıkamak göz kuruluğunu iyileştirir.
    9.Hazımsızlığa iyi gelir.
    10.Sinir sisteminin çalışmasını iyileştirir.
    11.Böbrek ve boşaltım sistemini güçlendirir.
    12.Su içme protokolüne uygun bir şekilde içilen mıknatıslanmış su midede oluşan gazı engeller.
    13.Manyetize edilmiş suyun tüketimi ateş, boğaz ağrısı, hazım problemleri, kabızlık, gaz, ülser, menopoz gibi problemlere iyi gelir ve vücudu rahatlatır.
    14.Cilt yumuşar ve problemli cildin sürekli manyetize suyla yıkanması akne, yanık ve ülseri önler.
    15.Atardamarlarda kalsiyum (Ca) birikmesini önler.
    16.Manyetize edilmiş su, yüzey gerilmesini azalttığı için, dahilen alındığı zaman ağrıyan eklem yerlerindeki tüm moleküler parçacıkların ayrılmasına yol açar. Kesilmiş sinirsel iletimi yok eder ve özellikle eklem ağrılarında, diz ağrılarında acıyı azaltır.
    17.Manyetize edilmiş su genel temizlik ajanı olarak hareket eder. Zararlı ve atık mineraller daha etkin bir şekilde atılır ve vücut yenilenir.
    18.Otonom (sinir sisteminde isteğimiz dışında çalışan bölüm) sinir sistemini iyileştirir.
    19.Su molekülünün hacmini artırdığı için toksinleri emme gücü çok daha fazladır. Suyun manyetikliği kan dolaşımı tarafından emildiği ve vücuda taşındığından, zararlı toksinler dokulardan uzaklaştırılır ve güvenli bir biçimde vücuttan atılır.

    Doğal Mineraller ve Minerallerden Yapılmış Seramik Kürecikler Yöntemi
    Suyu yeniden canlandıran en önemli yöntemlerden biri de suya doğal mineraller eklemektir. Minerallerin suyu zenginleştirmesinin yanı sıra alkali mineraller suyun pH’ını dengeler, ORP değerini düşürür, küme boyutunu küçültür ve yapısını altıgene dönüştürür.

    Doğal Minerallerin Sırrı
    Doğal mineraller inorganik ve metalik olmayan bileşiklerden oluşurlar. Bu bileşikler oksitleri ya da nitrit (NO2) tuzları içermektedirler. Ayrıca suya elektron tedarik etme kabiliyetine sahiptirler. Doğal mineraller seramik kürecik olarak yapılandırıldığında yaklaşık 45 saat boyunca aşırı yüksek sıcaklıklarda (800°C-1450°C) üç kez fırınlanmaktadır. Seramik kaplı küreciklerden farklı olarak, tamamen seramik yapısı sayesinde asla kırılma ya da ufalanmaya maruz kalmazlar ve kullanım ömürleri bir yıla yakındır.

    Minerallerden yapılmış seramik küre aktivatörlerinin işlevi sıradan musluk suyunu bazı işlemlerden geçirerek doğada, dağlarda ve pınarda görülen negatif iyon yüklü su haline getirmektir. Bir fırtınanın ardından gelen o taze ve temiz havayı herkes bilir; işte o havayı sağlayan negatif iyonlardır. Benzer şekilde, suyun negatif iyonlaşması da sağlığımız üzerinde olumlu etki bırakmaktadır.

    Negatif İyonlar Nedir?
    İyonlar havada bulunan yüklü (pozitif ya da negatif) parçacıklardır. Belirli koşullar altında bu iyonların artan miktarları doğal olarak üretilir. Örneğin, okyanus dalgalarının bir sahildeki hareketi büyük miktarda negatif yüklü iyon yaratır. Bunun aksine, elektriksel faaliyetler (elektrikli cihazların çalıştırılması gibi) çevreye pozitif yüklü iyonlar verir.

    Artan negatif ya da pozitif iyon varlığının insanın ruh halini etkilediği ileri sürülmektedir. Yüksek miktarda negatif iyonun bulunduğu deniz kıyısında ya da ormanda insanların kendilerini dinç ve iyi hissetmeleri kanıtlanmış bir etkidir. Oysa çalışan elektrikli cihazlara sık maruz kalmak (pozitif iyonlar üretir) bazı kişilerde bitkinlik, hatta hastalık hissi yaratmaktadır.

    Doğanın negatif iyonlar üretmesine karşın, pek çoğumuzun yaşadığı ortamlar ortalamanın üzerinde bir iyon seviyesi sağlamazlar. Elektrikli cihazların bulunduğu alanlarda pozitif iyonlar, doğada bulunandan çok daha yüksek miktarlarda üretilir. Bu iyonların etkisini hissedenler için bir negatif iyon jeneratörü kullanmak pratik bir çözüm olabilir.

    Seramik Aktivatörleriyle Canlı Su Elde Edilmesi Yöntemi
    Minerallerden yapılmış seramik kürecikler tarafından yayılan elektronlar suyu (H2O) radikalleştirmek için bir araya gelirler ve böylelikle hidrojen (H) radikalleri hidrojeni (H) oluştururlar. Hidrojen (H) radikallerince meydana getirilen aktif bir oksijen (O2) türü olan süperoksit (O2-) ile elektronların tedarik edildiği çözülmüş haldeki oksijenin (O2) kimyasal tepkimesi güçlü bir oksidasyon ve su arıtımı sağlamaktadır.

    Su aktivatörü, su molekül kümelerini daha serbestçe hareket etmelerin olanak sağlayacak şekilde daha ufak parçalara ayırır. Bir diğer deyişle, su moleküllerinin hareketinin aktivasyonuyla aynı zamanda kirletici maddelerden, pastan ve boru kirecinden gelen moleküller de harekete geçerler ve suyun yüzey gerilimi düşürülmüş olur. Bu sayede pas ve kirletici maddelerin kolayca ortadan kaldırılmasını sağlayan bir sinerji etkisi yaratılır.

    Su aktivatöründe meydana gelen hidrojen peroksit (H2O2), demir (Fe+) iyonlarıyla reaksiyona girerek demiroksit (FeO) oluşturur. Demiroksit (FeO) kırmızı pasa temas ettiğinde, kırmızı pası meydana geldiği yerden çıkaran bir manyetik kaplama (siyah pas) oluşturmaktadır. Bu sayede şehir şebeke suyu boruları tamamen temizlenir ve ömürleri uzar.

    Neden Doğal Mineraller Sağlık İçin İyidir?
    Doğal minerallerin üç temel özelliği bulunmaktadır.
    1.Verilen bilgileri hafızasında tutması ve bunları iletmesi: Verilen bilgileri sadece muhafaza etmekle kalmaz, aynı zamanda hafızasındakileri bütün çevreye iletir.
    2.Doğal iyileştirme gücü: Organik su, insanların ve hayvanların doğdukları günden itibaren sağlıklı durumlarını muhafaza etme yeteneğine sahiptir. Sağlık koşulları zayıflamaya başladığında, bu durumu eski doğal sağlıklı koşullara getirebilmektedir.
    3.Tüm mevcut çevresel kirlenme koşullarında (hava kirliliği, tarımsal ve kimyasal kirlilik vs) sağlıklı bir durumu korumak ve sürdürmek neredeyse imkânsızdır. İçmek için kullanılan musluk suyunun klor (Cl) ve birçok diğer kimyasal maddeyi içermesi de bunu güçleştirmektedir. Doğal mineraller bu koşullarda yaşam formlarının doğal tedavi edici gücünü artırmak için vücut sıvısına yardımcı olmaktadır.

    Doğal Minerallerden Yapılmış Seramik Kürelerin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
    Aktive edilmiş su güçlü bir antioksidandır. Minerallerden yapılmış seramik küre aktivatörü, musluk suyunu, yaşlanmayı geciktiren negatif ORP’li (- yüklü) elektronlar içeren likit antioksidan haline dönüştürmektedir. Vücudumuzda negatif ORP’nin artırılması, oksidasyon nedeniyle oluşan hastalıkların oluşumunu önler. Aktive edilmiş su vücudumuzun hücre seviyesinde yenilenmesine yardımcı olur.

    Aktive edilmiş su vücuda bol miktarda oksijen (O2) ve enerji sağlar. Aktive edilmiş suyu diğer antioksidanlardan ayıran özelliği hidroksil (OH-) iyonları içermesidir. Bu iyonlar A, C ve E vitamininde olduğu gibi, fazla elektron ihtiva eden oksijen (O) molekülleridir.

    Pişirilerek hazırlanmış, pastörize ya da konserve olunmuş, çeşitli işlemlerden geçirilerek hazırlanmış yiyeceklerimiz ve özellikle de fastfood çeşitleriyle gazlı-gazsız içecekler asidiktirler. Bütün bu ürünlerin oluşturduğu asidik ortam, aktive suyla bertaraf edilebilir ve vücudun pH dengesi korunabilir. Örneğin, asit artıkları eklemlerde birikerek eklem iltihaplanmalarına ve romatizmaya yol açarlar. Aktive suyun kuvvetli pH düzenleme özelliği, çeşitli bölgelerde birikerek hastalık tehlikesi yaratan bu asitli artıkların temizlenmesine ve vücudun pH düzeyinin yeniden dengeye gelmesine yardımcı olur. Vücut dengemizi hafif alkali tutarak hastalıklara karşı mükemmel bir koruma düzeyi oluşturabiliriz.

    Aktive edilmiş su, normal suya göre altı kat daha hidratördür (suyu emme gücü). Genel olarak hastalıkların temel nedeni, kronik hücre susuzluğu nedeniyle hücrelerin güçlerinin ve savunma yeteneklerinin azalmasıdır. Dolayısıyla kronik hastalıkların oluşmasının en önemli sebeplerinden biri, vücuttaki su eksikliğidir.

    Aktive edilmiş suyun içerdiği iyonize mineraller daha etkindir. Vücudumuz kendisine gerekli olan mineralleri, iyon halinde olduğundan daha iyi emer ve gereksinim duyduğu yerlerde kullanır. Aktive edilmiş suda iyon halinde ve yoğun olarak bulunan kalsiyum (Ca), sodyum (Na), potasyum (K) ve magnezyum (Mg) mineralleri vücudumuzun gereksinim duyduğu en önemli takviyelerdir. Aktive edilmiş su, bu mineralleri kolayca, en etkin ve emniyetli yöntemle temin etmektedir.

  3. Ro Su Arıtma Ekim 12, 2021 Cevap

    Önde Gelen Doktorlar ve Araştırmacılar Alkali Su Diyor
    Dr. Ray Kurzweil (yazar ve mucit; 12 fahri doktora ve 3 ADB Başkanı tarafından onursal ödül almıştır) “alkali iyonizerlerin ürettiği alkali suyun en önemli özelliği oksitleme indirgeme potansiyelidir (ORP). Yüksek negatif ORP değerli su, serbest radikalleri nötralize etme gücüne sahiptir.”

    Dr. Theodore Baroody (Alkalize or Die (Alkali ol ya da Öl) kitabının yazarı) “yaklaşık 19 m3 suda akla gelebilecek her sağlık durum için bu suyu uyguladım. Tekrar yapılandırılmış alkali sudan herkesin faydalanabileceğini düşünüyorum”.

    Dr. Fereydoon Batmanghelidj “vücudumuzun %75’i sudan oluşmuştur. Katı kısma su enerji verir ve aktive eder. Eğer yeterli su almazsanız, vücudunuzdaki bazı fonksiyonlar zarar görecektir. Dehidrasyon sistemde bozukluklara neden olur. “Su tedavisi” dediğimde “su ile dehidrasyonu tedavi etmek” demek istiyorum. Dünya’ya mesajım: hasta değilsiniz, susuzsunuz; susuzluğunuzu ilaç ile tedavi etmeyiniz.”

    Dr. Henri Coanda (Romanya asıllı akışkanlar dinamiğinin babası; 78 yaşında Nobel Ödülü kazanmış) Dr. Coanda’nın vücuda faydalı etkileri nedeni ile Hunza suyunda (Hunza Himalaya’da bulunur, oradaki insanlar 120-140 yaşında kadar yaşar) neler olduğunu anlamak için yerel çalışmalar yapmıştır. Hunza suyunu tekrar yapmak için harcanan çabalarda Japon bilim insanları elektriği kullanarak suyu tekrar yapılandırabileceklerini ve Hunza suyunun özelliklerine benzer suyu verebileceklerini bulmuştur.

    Dr. Sherry Rogers (Tıp doktoru; yazar; eğitmen) “Alkali (iyonize) su vücudun asidini temizler… tavsiyelerimi yüzlerce kişinin sonuçlarını dikkatli bir şekilde inceledikten sonra, asidik atık formundaki toksin dejeneratif hastalıkların birinci sebebi olduğuna kanaat getirdim. ”

    Susan Lark M.D. (Eğitmen; ‘Başarının Kimyası (The Chemistry of Success) kitabının Yazarı) “günde 4 ila 6 bardak alkali (iyonize) su içmek fazla asidi nötralize edecek ve zamanla tamponlama yeteneğinizi düzenleyecektir. C, E Vitamini ve Beta Karoten gibi alkali (iyonize) su fazla elektron temin ettiği için antioksidan olarak görev yapar. Bu vücudun kalp hastalıklarına, inmelere, bağışıklık sistemi zayıflaması ve diğer ortak belirtilerinin gelişmesine karşı vücudu destekler.”

    Dr. Helmut G. Flasch (Tıp Doktoru) “İçtiğiniz suyun size ihtiyacınız olan tüm besinleri sunması ve serbest radikalleri silip atması gerekir. Vücudunuzdaki tek asidik yer mideniz ve üreniz olmalıdır! Vücudunuzu alkali tutun, asidik değil. Birçok bilim insanında göre alkali (iyonize) vücuda sahip olmak asıldır. Yaşamın tüm yolları alkali (iyonize) vücuda ulaşmaktan geçer.!”

    Dr. Keiichi Morishita Ph.D. (Kanserde Saklı Gerçekler (The Hidden Truth of Cancer) kitabının yazarı) “eğer kan daha asidik bir duruma gelirse, bu asidin vücutta bir yerde depolanması gerekir. Bu sağlıklı durum yıllarca sürerse bu alanlardaki asit düzenli olarak artar ve hücreler ölmeye başlar. Etkilenen bölgede hayatta kalan hücreler anormal hale gelir; bu durumdakiler habis denir. Habis hücreler beyinin emirlerine karşılık veremezler. Kontrol dışı bölünmeye başlarlar. Bu da kanserin başlangıcıdır.”

    Harald Tietze (Youthing (Gençlik) Kitabının yazarı) “alkali içerek (iyonize) su ile yaşlanma süreci terse çevrilebilir ve atıklar uzun dönemde daha genç bireylerdeki kadar azaltılır. Organların fonksiyonlarını canlandırabilir.”

    Dr. Ingfreid Hobert “sağlığınızı geri kazanmak için olumsuz etkileri olan pahalı ilaçlara ihtiyacınız yok… Alkali (iyonize) su uzun dönem etkileri yoğundur çünkü vücuda etkili bir antioksidan temin eder.”

    Robert O. Young Ph.D., N.D. (pH Mucizesi (The pH Miracle) kitabının yazarı) “daimi sağlık sırları ile ödüllendirilenler sağlıklı gözler ile tekrar bakacaktır. Vücudumuzun iç ortamını değiştirerek kendimizi iyileştirebiliriz. Potansiyel işgalciler bundan sonra hiçbir yerde gelişemeyecek ve zararlı olamayacaktır. Yüksek pH’lı su, tıpkı iyi iyonizelerrden gelen, tüm vücuttaki asitleri nötralize eder. Asit tüm hastalıkların başlamasının altında yatan neden olduğundan, bu asitlerin nötralize olmasından daha anlamlı bir şey olmaz. En sık kullandığım benzetmelerden biri: bir balık hasta olduğunda suyunu değiştirin. Bu balığı ilaç ile tedavi etmeyiniz. Ona temiz su veriniz. Vücudumuzdaki hücreler hasta olduğunda, hücrelerimizin ve dokularımızın yıkandığı suyumuzu ve akışkanlarımızı değiştirmeliyiz. Bir kişi veya aile için su iyonizlerinden daha iyi bir yatırım düşünemiyorum.”

    Hidemitsu Hayashi M.D. (Kalp Cerrahı; Japon Su Enstitüsü Başkanı) “iyonize su en iyi antioksidan kaynağıdır. Antioksidan yönünden özellikle zengin C vitamini, E vitamini, beta-karoten gibi ve bizim için iyi olan diğer gıda ağlıklı ve dengeli beslenmenin yerini herhangi bir şey tutamaz. Ancak, bu gıdalar sağlıklı dokuların aktif oksijen tarafından oksitlenmesini bloke edecek serbest elektron yönünden en iyi kaynaklar değildir. İndirgeme potansiyelini arttırmasını sağlayan elektroliz tarafından işlem gören su, normal doku oksidasyonunu engellemek adına serbest radikalleri ortadan kaldırmak için en güvenli yoldur. İnanıyoruz ki, aktif oksijenlerin eksik elektronunun tamamlayabilecek bol miktarda serbest elektron içeren moleküler ağırlığı düşük indirgenmiş su diğer gıdadaki antioksidanlar veya vitamin desteklerinin yanında çok daha yüksektir. Alkali canlı su sağlık profesyonelleri tarafından en iyi içme suyu olarak giderek daha fazla önerilmekte ve Japonya’da dejeneratif hastalıkların tedavisinde medikal cihaz olarak kabul görmektedir.”

    Dr. Arthur M. Ecano “eğer dünya antioksidanları yaşlanma sürecini yavaşlattığını kabul ederse, iyonize alkali suyun yaşlanmaya karşı bir ajan olduğunu kabul etmeye hazır demektir. Hem serbest radikallere hem de organik asidik atıklara etkilerinden dolayı rolleri birbirine çok yakın ve birbirine geçmiştir, bu nedenle yaşlanmayı yavaşlatma programı alkali iyonize susuz düşünülemez.”

  4. Ro Su Arıtma Ekim 22, 2021 Cevap

    Neden Canlı Su İçmeliyiz?
    Ölü su bünyesinde yeterli oksijeni taşımaz. Bu nedenle vücudumuz, sudan alması gereken minerali yeterince alamaz. Canlanmış su içtiğimizde suyun tüm şifası, mineralleri bünyemize katılır. Ayrıca canlı su, diğer besinlerden aldığımız faydanın da artmasına yardımcı olacaktır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ÜST

X